Serdar Özbayraktar: Sergen Zidane gibi olabilirdi

27 Nisan 2009

Eskişehirspor’da röportajlarımızın artık sonuna geldik. Rıza Çalımbay, Doğa Kaya, Sezgin Coşkun, El Saka, Youla ve Emre Toraman ile devam eden uzun röportaj serimizi takımın dinamosu Serdar Özbayraktar ile tamamlıyoruz.

Saha içinde tüm gücünü ortaya koyan ve mücadelesiyle taraftarının da büyük desteğini alan Serdar’a, Hilmi Sever hakkında merak edilenleri sordu.

Eskişehir taraftarının deyimiyle ‘Eskişehir’in cesur yüreği’ ile gerçekleştirdiğimiz röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz…

-Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 10 numara her zaman gündemde olan bir konudur. Eskişehirspor’da da Sergen Yalçın’dan sonra 10 numarayı sen giyiyorsun…
“10 numarıyı giymeyi ben istemedim. Geçen sene 8 numarayı giyiyordum, malzemeciler olsun arkadaşlar olsun 10 numarayı giymemi istedi ben de giydim. Benim için özel bir anlamı yok.”

-Klasik 10 numaralarla kendini karşılaştırırsan neler söylersin? Bir tane ben söyleyeyim, bildiğimiz 10 numaralara göre çok güçlüsün…
“Ben farklı bir 10 numarayım. Klasik 10 numaralar kadar teknik değilim, artılarım güçlü olmam ve çok koşmam.”

“İNATÇILIK, MEMLEKETTEN”

-İnatçı bir oyuncusun, memleketten mi kaynaklanıyor?
“Aynen öyle Artvinliyim, laz olmamdan kaynaklanıyor. Oyunumu bırakmam, yenilgiye tahammülüm yok.”

-Senin için Eskişehirsporlu taraftarlar, Eskişehir’in cesur yüreği diyerek Tuncay Şanlı’ya benzetiyorlar.
“Sağolsunlar, sahada çok koştuğum ve mücadele ettiğim için taraftarlarımı da beni seviyor ve böyle şeyler yakıştırıyorlar.”

-Bu sezon oynadığınız Fenerbahçe maçıyla başlayan bir çıkışın vardı ama daha sonra bir düşüş yaşadın gibi göründü….
“İnsanlar her zaman aynı performansta oynayamaz. Performans düşüklüğü olabilir, sonuçta makine değiliz, insanız. Futbolcunun bir sezon boyunca üst düzey oynayabileceği maç kim olursa olsun 6-7’dir. Taraftarlarımız bizi çok iyi görünce doğal olarak hep bu üst düzey performansı bekliyorlar. İyi oynamayı bir futbolcudan başkası daha çok isteyemez. Sonuçta biz bu işten ekmek paramızı kazanıyoruz. İyi oynayınca arayanın daha fazla, ilgi gösterenin daha fazla oluyor. Hiç bir futbolcu kötü oynamak için sahaya çıkmaz. Futbolcular çok duygusal insanlardır, en ufak şeylerden bile etkilenebiliyoruz. Bir şehri temsil ediyoruz ve bunun sorumluluğunu biliyoruz.”

Takım içinde arkadaşlığınız nasıl?
“Muhteşem bir arkadaşlığımız var, şu alt sıralardan kurtulursak çok daha iyi olacak.”

“SORUMLULUĞUMUZUN FARKINDA OLMALIYIZ”

Eskişehirspor’un artık her maçı final havasında geçiyor.
“Geçen sene de çok zor maçlar oynadık, 36 final maçı oynadık. Bu sene de ligdeki ilk yılımız ve ligde kalmak adına bu stres sürüyor. Antrenmanımızı yapıyoruz, yemeğimizi yiyoruz, daha sonra dinleniyoruz tüm bunları hafta sonunda oynayacağımız bir maç için yapıyoruz. Gezerken bile o maçı düşünüyoruz, hep ona göre hareket ediyoruz. Bu sorumluluğun farkına varamazsan belli bir yerlere gelemezsin.”

-Sorumluluk demişken, kısa bir süre önce Batuhan’ın yaptıkları var. Sen bu yaşananları nasıl yorumluyorsun?
“Allah, ona çok büyük yetenek vermiş. Sadece bir sene çalışsa istediği ligde oynar. Daha 17 yaşında 1.95 boyunda. Ama Allah herşeyi bir arada vermiyor. Çok akıllı ve zeki çocuk ama işine dört elle sarılmalı. Sonuçta bu senin işin ve bundan para kazanıyorsun. A Milli Takım formasını giyiyorsun, 70 milyonu temsil ediyorsun bunun sorumluluğu çok büyük. Ülkemizde içişleri Bakanını tanımazlar ama Batuhan’ı tanırlar. Futbol bambaşka birşey. Yaptığı çok büyük yanlıştı, yaşadıkları ders olur ve daha iyi olur. Yaptığı çok büyük bir olaydı.”

Sergen Yalçın’la da oynadım, bence Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi futbolcusuydu ama ne oldu yalnızca Türkiye’de kaldı. Dünyanın her takımında oynayabilirdi ama olmadı. Bir Zidane gibi olabilirdi, Allah vergisi müthiş bir yeteneği vardı. Beraber oynayınca daha iyi anlıyorsunuz.”

“KARADENİZ’DE BİR ANDA BAŞARI BEKLENİYOR”

-Eskişehirspor’la kaç yıllık mukavelen var? Hedeflerin neler?
“2011’e kadar Eskişehirspor ile sözleşmem var. Uzun yıllar bu forma için mücadele etmek istiyorum. Kulübümde çok mutluyum. Eskişehirspor’u, Süper Lig’e çıkartırken ne eziyetler çektiğimiz biliyoruz bu nedenle ilk hedefimiz takımımızı ligde tutmak.”

-Eskiden Süper Lig’de bir çok Karadeniz takımı vardı ama artık Trabzonspor dışında takım göremiyoruz…
“Karadeniz’de bir anda başarı bekleniyor. Trabzonspor çok iyi bir takım ama oynayan kadro hep aynı. Performans düşüklüğü zaman zaman olabilir. Çünkü oynayan kadro belli. Bir iki değişiklik dışında oyuncu değiştiremiyorlar.”

-Şampiyonluk adayın hangi takım?
“Beşiktaş büyük bir ihtimalle şampiyon olur.”

“VOLKAN’LA GİRDİĞİM POZİSYONU HATIRLAMIYORUM”

Fenerbahçe kalecisi Volkan’la girdiğin pozisyon manşet oldu. Gazeteler ve internet siteleri uzun süre bunu yayınladılar.
“Ben bile pozisyonu hatırlamıyorum. Arkadaşlarım ertesi gün telefon etti haber verdi. Böyle şeyler bana tuhaf geliyor, beni bilen zaten biliyor. Fotoğraflara sonradan bakınca evet bir garip gözüküyor. Hızlı çekimde birşey yok, ayağına bastım o sırada o da ayağının acısından bağırdı aslında. Saçma birşeydi. Sonuçta millete haber lazım.”

-Beğendiğin yabancı oyuncular kimler?
“Alex’i beğeniyorum, çok iyi futbolcu. Belki terlemiyor ama iş bitiriyor. Bunun için böyle yıldızlar daha çok kazanıyor.”

-Taraftarla aranın çok iyi olduğunu biliyoruz. Üçlü çektirmelerin meşhurmuş.
“Geçen sene böyle şeyler oldu. Taraftarımızın sağolsun büyük destek veriyor.”

Türkiye’de futbolcu olmanın en büyük zorluğu ne?
“En ufak bir performans düşüklüğünün altında başka şeyler aranıyor. Örneğin Nihat Kahveci, bizi yazın Avrupa Şampiyonası’nda inanılmaz sevindirdi ama artık herkes Nihat hakkında rahat rahat sallıyor. Fatih Terim’in yaptığı basın toplantısında da “Türkiye’ye, Tanju gibi golcü gelmeyecek mi?” sorusunu sordular. Nihat o golleri atarken neden bu sorular sorulmadı. Ya çok yükseltiyorlar ya da yerin dibine sokuyorlar. Bir de Tugay Kerimoğlu örneği var. Türkiye’de futbolu bırakacaktı, İngiltere’de kral. 12 senedir Avrupa’da top oynuyor, hem de İngiltere’de. Bunun sebebi de psikolojik olarak rahat olması. Türkiye’de kalsaydı çoktan futbolu bırakmış, emekliliğini yaşıyordu.”

You may also like

0 comments

By