Hugo Sanchez: Galatasaray’ı ayağa kaldırırım

O bir futbol efsanesi. Attığı müthiş rövaşata golleri ve taklaları futbolseverlerin her zaman hatıralarında kalacak. Dünya futbolunun en önemli golcülerinden olan Hugo Sanchez, Madrid’de Hilmi Sever’in sorularını yanıtladı.

Portekiz ve İspanya’da çok önemli isimlerle röportajlar gerçekleştirdim. Ama aralarında iki ismin yeri biraz daha farklı. Futbol dünyasının iki efsanesi Eusebio ve Hugo Sanchez ile bir araya gelmek ve onlarla futbol hakkında konuşmak benim için her zaman güzel bir anı olarak kalacak.

Bu efsane röportajlarda ilk konuğum, Meksika’nın en büyük futbol efsanesi olan Hugo Sanchez. Atletico Madrid ve tabii ki Real Madrid’de attığı yüzlerce gol ile adını tüm dünyaya duyurdu. Attığı rövaşata golleri ve gol sevinçlerinde attığı taklalar ile akıllarımıza kazındı.

Şimdi ise teknik direktör olarak futbola hizmet etmeye devam ediyor. Meksika Milli Takımı ve Almeira’yı çalıştıran Hugo Sanchez, Türkiye’de bir takımın başında kariyerine devam etmeye ise çok sıcak bakıyor. Galatasaray’da teknik direktör arayışları yoğun olduğu için röportajın ağırlığı da biraz bu yöne kaydı.

Hugo Sanchez’in yakın dostu olan ve menajerliğini yapan Marco Kırdemir de Hugo Sanchez’in uzun bir süredir Türk futboluna ilgi duyduğunu ve Türkiye’de bir takım çalıştırmak istediğini kendisine ilettiğini söyledi.

Şimdi bu röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz:

-Futbol kariyerinizde çok önemli başarılar var. Teknik direktörlükteki hedefleriniz neler?
“Bildiğiniz gibi uzun yıllar İspanya futboluna hizmet ettim. Meksika’da futbol kariyerime başladım, daha sonra İspanya’ya geldim, Atletico Madrid ve Real Madrid formalarını giydim, çok büyük başarılara imza attım. Şu an bir teknik direktörüm ve futbolculuk kariyerimde elde ettiğim başarıları teknik direktörlük kariyerimde de elde etmek istiyorum. Meksika’da iki takım, Meksika Milli Takımı’nı ve son olarak da Almeira’yı çalıştırdım.”

“VERİLEN SÖZLER TUTULMALI”

-Almeira’nın şartları kısıtlı olmasına rağmen La Liga’da tutmayı başardınız. Daha sonra neden Almeira’dan ayrıldınız?
“Almeira’ya gittiğimde çok kötü bir durumdaydı, büyük imkansızlıklar içinde Almeira’yı ligde tutmayı başardım. Yalnız bana verilen bazı sözler vardı ama bunlar tutulmadı. Bir sonraki sezon istediğim transferler yapılmadı. Çalıştığım takıma tamamen kendimi vermek isterim bunun içinde verilen sözlerin tutulması gerekir. Bırakın takıma iyi takviyeler yapmayı, ilk 11’de oynayan 7 tane oyuncum satıldı ve yerleri doldurulmadı. Ben de bunun üzerine takımdan ayrıldım.”

“TÜRKİYE’DE ÇALIŞMAK İSTERİM”

-Türk Futbolu ile ilgili neler biliyorsunuz?
“Son yıllarda Türk Futbolu’nda büyük bir çıkış var. Önceki yıllara oranla İspanya’da da Türk futboluna ilgi arttı, Süper Lig özetleri İspanya’da daha sık gösterilmeye başlandı. Tabi bunda İspanyol teknik direktör ve oyuncuların Türkiye’ye gitmesinin de etkisi büyük oldu. Bana göre Türkiye Ligi, İngiltere, Almanya, İtalya ve İspanya’dan sonra Avrupa’nın 5. büyük ligi konumunda. Mücadele gücü de son derece yüksek. Türk Futbolu’nu yakından takip ettiğimi söyleyebilirim.”

-Aragones, Schuster, Del Bosque ve Rijkaard gibi çok önemli isimler Türkiye’de çalıştılar. Sizi de bu isimler arasında görebilir miyiz?
“Türkiye’de çalışmayı tabii ki ben de isterim. İnsanların futbola olan büyük tutkusunu biliyorum, futbolu bu kadar çok seven insanların bulunduğu bir ülkede çalışmak da ayrıcalıktır. Süper Lig’de kendimi ispatlamak isterim.”

“HAGI ÇOK YAKIN DOSTUMDU”

-Aragones ve Del Bosque Türkiye’de çalıştılar ancak beklendiği gibi başarılı olamadılar. Bunda Türkiye’de futbolun sert oynanmasının etkisi olabilir mi?
“Onlar adına konuşmak tabii yanlış olur ama yeni bir ülkede ilk kez çalıştıkları için adaptasyon sorunu yaşamış olabilirler diye düşünüyorum. Benim böyle bir sıkıntım yok. Futbolcu olduğum dönemde sürekli olarak çok farklı ülkelere gittim ve farklı kültürlerden insanlarla tanıştım. Milli takım hocalığı da bana büyük deneyim kazandırdı. İleride Süper Lig’de çalışırsam, çok rahat bir şekilde uyum sağlayacağımı düşünüyorum.

Ayrıca Real Madrid’de, Gheorghe Hagi ile birlikte oynadım ve çok yakın dostumdu. Onun Galatasaray’da oynadığı dönemlerde sık sık telefonla konuşuyorduk. Futbolculuk kariyerinde çok büyük başarılara imza attı ama ne yazık ki teknik direktörlük kariyerinde aynı başarıyı gösteremedi. Aragones de Atletico Madrid’de hocamdı. Onunla konuştuğum zaman Türkiye’de adaptasyon sorunu yaşadığını ve futbol mentalitesinin Türkiye’ye uymadığını söyledi. Del Bosque ile ilgili olarak ise net bir şey söyleyemem çünkü kişisel olarak tanımıyorum.”

-Hagi ile Galatasaray’daki teknik direktörlük döneminde görüşmeniz oldu mu?
“Hagi ile oyunculuk döneminde sık konuşuyorduk ve FIFA’nın komisyonundaki toplantılarda görüşüyorduk. Daha sonra ikimiz de teknik adam olunca fazla görüşemedik. Bir gün Hagi’yi arayıp neden işlerin iyi gitmediğni öğrenmek isterim.”

“HAGI’NIN ÖĞRETMENİ GİBİYDİM”

-Hagi ile Real Madrid’de uyumunuz nasıldı?
“Benim daha önce oda arkadaşım Martín-Vazquez’di. O İtalya’ya gidince Hagi transfer oldu. Hagi’nin öğretmeni gibiydim. Ona İspanyolca kelimeleri öğrettim, İspanya’daki yaşamı anlattım ve gösterdim. O da bana Romence bazı kelimeler öğretti.”

-Hagi Real Madrid’de çok başarılı olamadı ama Galatasaray’da bir efsane haline dönüştü. Real Madrid’e karşı Süper Kupa’yı kazanan kadronun da en önemli isimlerinden biriydi…
“Evet Hagi gerçekten çok önemli bir futbolcuydu ve Galatasaray’da kariyerinin zirve noktasına ulaştı. O bunu hakeden bir oyuncuydu. Ama ne yazık ki teknik direktör olarak aynı başarıyı yakalayamadı.”

-Hagi’nin, yıldız oyuncular ile anlaşamadığı hep söylenir. Sizin oyuncular ile diyaloğunuz nasıl?
“Hoca ile futbolcu arasındaki diyalog çok önemli. Bir hoca olarak oyuncularımla çok konuşurum. İyi bir iletişim sağlandığı zaman saygı da otomatik olarak geliyor. Bu işteki en önemli şey iyi iletişimdir.”

“G.SARAY’I AYAĞA KALDIRIRIM”

-Sizi Türkiye’de bir takımın başında, sürekli Galatasaray’dan konuştuk hatta Galatasaray’ın başında, görebilir miyiz?
“Oyuncu olarak Galatasaray ile yollarım kesişmedi ama teknik direktör olarak Galatasaray’da çalışmayı çok isterim.”

-Galatasaray tarihinin en kötü sezonunu geçirdi. Peki Galatasaray’ın başına geçerseniz bu takımı ne kadar sürede ayağa kaldırırsınız?
“Öncelikle takım üzerinde iyi bir çalışma yapmak lazım. Takım ne yapmış, hangi oyuncular mutlu, hangileri mutsuz bunu belirlemek gerekiyor. Tabi ki Başkan’la konuşarak transfer listesini iyi belirlememiz lazım. Takım bir binaya benzer eğer temellerini sağlam oturtursanız, o takım yükselir. Yapılanlar ve takımın tepkisine göre bu süre değişir. Ama Galatasaray’ı ayağa kaldırabileceğimi rahat bir şekilde söyleyebilirim.”

“BENİMLE BİRLİKTE YILDIZLAR DA GELİR”

-Schuster’in gelişinin Beşiktaş’a önemli yıldızlara gelmesinde katkı sağladığı biliniyor. Siz de Türkiye’ye önemli yıldızların gelmesini sağlayabilir misiniz?
“Eğer Türkiye’de çalışırsam, benimle birlikte çok önemli oyuncular da Türkiye’ye gelmek isteyecektir. Ama öncelikle tercihim iyi ve Türkiye’ye gelmek, futbol oynamak isteyen oyuncular olacak.”

-Türkiye’de bir takımın başına geçerseniz. Daha fazla Meksikalı ve İspanyol oyuncuyu Türkiye’de görebilir miyiz?
“Gidiceğim takımda öncelikle takımın ihtiyaçlarına ve ekonomik durumuna bakarım. Oyuncunun hangi ülkeden olduğu çok da önemli değildir. Ama iyi bir Meksikalı oyuncu varsa, fiyatı da uygunsa bu oyuncuyu tercih edebilirim.”

-G.Saray’da iki Meksikalı oyuncu Giovanni dos Santos ile Almaguer forma giydi. Bu oyuncular ile ilgili düşünceleriniz neler?
“İkisi de yetenekli oyunculardı. Giovanni’nin tek eksik yönü istikrardı. Her oynadığı takımda çok kısa süre forma giydi. Milli Takım’da benim de oyuncumdu. Şu an Racing Santander’de oynuyor, bildiğim kadarıyla seneye de orada kalacak, bu onun için avantaj olacaktır.”

“CHICHARITO ÇOK YETENEKLİ”

-Size göre şu an en yetenekli Meksikalı oyuncu kim?
“İlk olarak Manchester’da forma giyen Chicharito’yı sayabilirim. Çok zeki ve bitirici bir oyuncu. Rafael Marguez kariyerin son dönemlerinde ama çok istikrarlı bir oyuncuydu. Tabi bir de Nery Castillo var. Onu zor döneminde milli takıma aldım ve daha sonra Shaktar Donetsk’e transfer oldu. Bu isimleri sayabilirim.”

-Efsane bir golcüsünüz. Çalıştırdığınız takımlarda ağırlıklı olarak hücum futbolu mu oynatıyorsunuz?
“Elinizde bulunan oyunculara göre takımın sistemini belirlemelisiniz. Elinizdeki oyunculardan en iyi sonucu nasıl alacağınızı çok iyi hesap etmelisiniz. Ama genel olarak futbol felsefem, iyi bir defansla, karşı kaleye en hızlı şekilde gitmektir. Tabii ki golcü bir oyuncuyum ve takımımın bol gol atması da benim için önemlidir.”

“EN İYİ ANLAŞTIĞIM İSİM BUTRAGUENO”

-Saha içinde en iyi anlaştığınız isim kimdi?
“Emilio Butragueno’ydu. Onunla birbirimizi çok iyi anlardık.”

-Futbol hızlı bir değişim içinde. Sizin döneminizdeki futbolla şu anki futbol arasındaki farklar neler?
“Günümüz futbolu daha teknik ve daha hızlı oynanıyor. Real Madrid ve Barcelona takımlarına baktığınız zaman hep bu tarz oyuncuların kadroda olduğunu görebilirsiniz. Ama oyuncular artık ayağında daha az top tutuyor. Biz topla çok daha fazla oynuyorduk.”

EFSANE GOLCÜNÜN BEĞENDİĞİ GOLCÜLER…

-Sizin gibi efsane golcünün beğendiği golcüleri de öğrenmek isteriz.
“Drogba çok yönlü bir forvet ve önündeki bir kaç yılı da aynı performansta geçirebilir. Kolombiyalı Falcao da yetenekli bir golcü, her geçen gün futbolunu yükseltiyor. Van Nistelrooy’da çok iyi bir bitirici. Onu Real Madrid’e gelmeden öne sürekli olarak yöneticilere öneriyordum. Ceza sahası içinde topla buluşması gol için yeterli. Ama ne yazık ki kariyerinin son yıllarını geçiriyor.”

“MOURINHO’NUN KENDİNE ÖZGÜ STİLİ VAR”

-Mourinho ile ilgili düşünceleriniz neler?
“Mourinho’nun kendine özgü bir stili var. Takımda oluşabilecek bir baskıyı önlemek adına sürekli kendini basının önüne atıyor. Oyuncuları baskıdan uzak olsun diye, baskıyı üzerine çekiyor. Çok zeki bir hoca.”

-Türkiye’de yoğun bir baskı var. Peki siz Mourinho’nun taktiğini uygularsanız, bu baskının altından kalkabilir misiniz?
“Bu bana oyunculuk dönemimden kalmış bir alışkanlık. Zorlu maçlara daha iyi motive oluyordum ve oynuyordum. Büyük kulüplerde hep baskı vardır. Meksika Milli Takımı’nda da hep yoğun baskı altındaydım. Türkiye’de ne kadar çok baskı olursa, bu beni daha fazla kamçılayacak ve motive edecektir.”

-Bir dişçi olduğunuz ve Zubizaretta’ya da köprü tedavisi yaptığınız konuşuluyor…
“Evet iyi bir diş hekimiyim ve Zubizaretta’ya köprü tedavisi yaptım. Asıl canını ise futbol sahasında çok yaktım.”

-Türk futbolseverlerine vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
“Türkiye son derece güzel bir ülke. Futbola da çok bağlı bir halkı var. Bir gün mutlaka Türkiye’de çalışmak istiyorum. Eğer beni gerçekten isteyen bir takım olursa ve bana bu güveni verirlerse, Türkiye’de iyi işler yapacağıma eminim.”

You may also like

0 comments

By