Hidayet Türkoğlu: NBA’in en iyisi Kobe Bryant

28 Haziran 2010

Mehmet Okur ve Ersan İlyasova ile birlikte ülkemizi NBA’da temsil eden yıldız basketbolcumuz Hidayet Türkoğlu, editörümüz Hilmi Sever’in sorularını yanıtladı. Toronto Raptors’da geçirdiği bir sezonun ardından gelen eleştirilere yalnızca üzerine düşen görevi yaptığını söyleyerek yanıt veren Hido, kötü bir sezon geçirdiğini ise düşünümüyor. Toronto’da kalıp kalmayacağı konusuna da açıklık getiren Türkoğlu ile çok geniş ve çarpıcı bir röportaj gerçekleştirdik.

Ülkemizin ev sahipliğini yapacağı Dünya Basketbol Şampiyonası’na kısa bir süre kala çalışmalarını bireysel olarak da tüm hızıyla sürdüren Hido, tam bir profesyonellik örneği sergiliyor. Ve bir anlamda başarısının sırrını veriyor.

Şimdi lafı fazla uzatmadan Hidayet Türkoğlu röportajının ilk bölümüyle sizleri başbaşa bırakıyoruz. Röportajın ikinci bölümünü ise yarın Sporx’te bulabileceksiniz…

“TORONTO’DA OTURMUŞ BİR SİSTEM YOKTU”

-Toronto’daki ilk yılında genel olarak iyi bir sezon geçirmediğin görüldü. Senden kısaca geçtiğimiz sezonun değerlendirmesini alabilir miyiz?
“Genel olarak bakıldığı zaman iyi bir sezon geçirmediğim bir gerçek. Yeni bir takım olduğumuz için yeni bir sistem denendi, her gittiğim takımda da sistemin benim üzerime kurulmayacağını tahmin ediyordum. Ama beni kullandıkları düzende iyi bir sezon geçirdiğimi düşünüyorum. Çünkü Orlando’dan çok farklı bir pozisyonda oynadım. O yüzden doğal olarak Toronto’da istediğim istatistiğe ve başarıya ulaşamadım. Toronto Raptors’ta tam olarak oturmuş bir sistem yoktu, ben de onun bir parçasıydım. Üzerime düşen rol bu kadardı ve sadece bu kadarını yapabildim.”

“ORLANDO’DA KİLİT BİR NOKTADA GÖREV ALIYORDUM”

-Toronto’da oturmuş bir sistem yoktu dedin. Orlando’da başarılı olduğun sistem nasıldı?
“Stan Van Gundy’nin, benim üzerimde çok büyük emeği vardır. Oradaki sistemde kilit bir noktada görev alıyordum. Orlando’da oyun kurucu pozisyonunda sıklıkla oynuyordum, bana duyulan büyük bir güven vardı. Maçın son atışları bu yüzden bana bırakılıyordu, hatta adım ‘Bay 4. periyota’ çıktı. Sorumluluk hep bana veriliyordu ve ben de Allah’a şükür bunu iyi değerlendirmiştim. Başarılarımı bu sayede elde ettim, şimdi buraya gelince daha farklı bir rolde kendimi buldum. Verilen görev ve sorumluluklar azaldı, bu nedenle istediklerimi tam olarak veremedim. Beni kullandıkları duruma göre gayet iyi bir sezon geçirdim.”

“HAYKIRMAK İSTEDİĞİM TEK ŞEY BUYDU”

-Ama Hidayet Türkoğlu yeteneklerine göre bu pozisyonda kullanılmamalıydı değil mi?
“Ben zaten bütün sezon boyunca haykırmak istediğim ve insanlara söylemek istediğim tek şey buydu. Çünkü neler yapabileceğimi bildiğim ve bunu daha önce gösterdiğim için tek isteğim değişik bir pozisyonda oynatılmaktı. Yeteneklerimin serbest bırakılması ve bunu sahaya yansıtmam için değişik bir düzende oynatılmam gerektiğini ve böylece daha başarılı olacağımı insanlara söylemeye çalıştım.”

ORLANDO VE TORONTO’DAKİ GÖREV FARKI

-Peki Toronto’da tam verimli olamadığın sana verilen görev neydi? Hocanın sana söyledikleri nelerdi?
“Hocanın söylediği çok bir şey yoktu. Bir düzen vardı, o düzende genellikle statik şutör olarak oynuyordum. Orlando’da play maker tarzı, son saniye sorumlulukları alan, son şutu kullanan ya da arkadaşlarına pozisyonlar hazırlayan bir görevde oynadım. Orlando ve Toronto’da çok farklı iki pozisyonda oynadım.”

-Tüm oyunun Chris Bosh’un üzerine kurulması senin ön plana çıkmanı engelledi diyebilir miyiz?
“Engellemek değil ama sonuçtu beğensem de beğenmesem de kurulu bir düzen var. Ben de doğal olarak her şeyin bana bir anda döneceğini tahmin etmiyordum. Chris Bosh çok başarılı, yıllardır All-Star olmuş, benim de basketbolunu beğendiğim bir oyuncu. Ama söylediğim gibi orada mevcut bir sistem var ve bu sistem tamamiyle Chris Bosh’un üzerine kurulu. Doğal olarak da yeni gelenler biraz daha arka planda kalıyorlar. Benim de oradakilerle hep konuştuğum şey, az çok sisteme dahil edilmem ve kendimi daha iyi göstermek istememdi.”

“ARTIK BU ŞEKİLDE OYNAMAK İSTEMİYORUM”

-Daha önce çok konuşulan ‘Toronto’dan ayrılmak istiyorum’ diye bir açıklaman vardı. Bu kararın da bir değişiklik var mı?
“Benim o konuyla ilgili daha fazla konuşmam yanlış anlaşılabilir. Az önce anlattıklarımla ilgili sıcağı sıcağına yaptığım bir açıklamaydı. Toronto’daki yetkililer ile görüşmemde bu şekilde artık oynamak istemediğimi söyledim. Bir daha Toronto’ya dönmek istemiyorum demedim. Çünkü bu sistemde oynamak beni ve beni sevenleri mutlu etmiyor. Beni tanıyanlar ne kadar iyi bir oyuncu olduğumu ve neler yapabileceğimi bildikleri için benden beklentileri yüksek oluyordu. Ama dediğim gibi bu düzende mutlu değildim, sadece bunu söylemek istedim.”

-Toronto’daki yöneticiler ile görüştüğünde sana sistemin değişeceği güvencesini verdiler mi?
“Geçen sene ilk senemdi, takımı, sistemi, hocayı ve çevreyi tanımam açısından zamana ihtiyacım vardı. Bu yaz itibariyle eğer görüşmeler devam ederse herşeyin daha iyi olacağını düşünüyorum. Onlardan isteyeceklerimi anlatacağım, onların da benden ne isteyeceğini öğrenebileceğim. İnşallah her şey düşündüğüm gibi gider. Çünkü benim tek derdim, basketbolumu en iyi şekilde oynayabilmek. Bunun dışında hiçbir derdim yok. Sadece bunun savaşını veriyorum.”

“AYNI DÜZEN DEVAM ETMEYECEKTİR”

-Değişiklikler olursa kalmak istiyorsun musun?
“Tabii ki. Amacım basketbolumu oynamak. Basketbolumu üst seviyelerde oynamayı sürdürmek. Bugüne kadar hiç kimseyle bir problemim olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.”

-Aynı düzen devam ederse, tepkin ya da kararın ne olur?
“Aynı düzenin devam edeceğini düşünmüyorum, çünkü iki taraf da mutsuzdu. İki taraf da aynı şekilde devam edemez.”

“HİÇ BİR TAKIMLA GÖRÜŞMEDİM. GİTMEK YA DA KALMAK BANA BAĞLI DEĞİL”

-Başka takımlarla görüşmelerin oldu mu?
“Hayır kesinlikle olmadı. Toronto ile 4 yıllık kontratım devam ediyor. Gelişmeler olumlu yönde olursa Toronto’da kalmak isterim. Sonuçta güzel bir şehir, insanları sıcak. Evet şehir biraz soğuk ama bu çok sorun değil. Toronto’ya giderken de basketbol ortamını düşünerek gittim, şehir büyüklüğüne ya da güzelliğine önem verseydim, Los Angeles ya da New York gibi şehirlere gitmek isterdim. Hep basketbol kariyerimi üst seviyelerde nasıl sürdürebilirim diye düşündüm. Şu anda da tek sıkıntım bu.

Ayrıca Toronto’dan ayrılmak benim elimde olan bir şey de değil. Takas olayları tamamen kulüplerin isteğiyle gerçekleşen olaylar. Ben ne kadar kalmak istiyorum ya da gitmek istiyorum desem de bir etkisi olmaz. Artık sadece basketbolumu iyi oynamak için antrenmalarımı sıkı bir şekilde sürdürüyorum.”

-Sacremento Kings’e geri dönmek istiyorum diye bir açıklaman oldu mu? Bu da basında yer buldu…
“Böyle bir açıklamam kesinlikle olmadı.”

CALDERON İLE GÖREV ÇAKIŞMASI

-Jose Calderon’un bencil bir oyuncu olduğu söyleniyor. Bu da seni etkiledi mi?
“Öyle de dememek lazım aslında. Biraz önce dediğim gibi kurulu bir sistem var. Calderon yıllardır o düzende oynamaya alışmış bir insan. Takımın asist yükünü üstleniyor. Ve üzerine düşen görevi yerine getirebilmek için zaman zaman bencil bir oyuncu gibi algılanıyor. Ben de Orlando’dayken genellikle takımın asist yükünü üstlendiğim için doğal olarak uyum problemi oldu. Bu zamanla giderilebilecek bir sorun. Calderon, çok başarılı Avrupalı bir point guarddır. Onunla da konuşarak bu olayı çözüceğimizi düşünüyorum.”

-Toronto’da yaşadığın bir sorun da çok konuşuldu. Bir barda olay çıkardığın söylendi ve bu uzun süre manşetleri süsledi.
“Tabii ki bu tip yanlış haberler beni üzüyor. Ama bu tarz olayların beni etkilemesine hiç zaman izin vermedim.”

HİDO’YU EN ÇOK ÜZEN OLAY

-Türkiye’de sporcuların özel hayatı ya da gece yaşantıları çok fazla gündeme getirilir. Yurt dışında ise özel hayat konusunun hep daha rahat olduğu söylenir. Bu açıdan bu haberler bizlere ilginç gelmişti…
“Açıkçası bana da o çok ilginç geldi. En çok üzüldüğüm olay buydu. Yıllardır kişiliğimle, profesyonel kariyerimle, aile hayatımla bu noktalara gelmiş bir insanım, bir anda böyle haberlerin çıkmasına çok üzüldüm. Ama bunlar da bir tecrübe ve ders. Etrafındaki insanları daha iyi tanıyorsun, kime güvenip güvenmeyeceğini daha iyi biliyorsun. Şu an çevremin kimler tarafından kurulu olduğunu daha iyi biliyorum.”

-O haberlerin çıkmasında kimlerin suçu vardı?
“O bara gittim çünkü bütün takım arkadaşlarım oradaydı ve beni çağırmışlardı. Çok kısa bir süre orada kalıp, geri döndüm. O zaman haberi çıkan ortaya çıkmadı. Haberin kaynağının mutlaka kulüpten birileri olduğunu tahmin ediyorum. O haberin bu noktalara gelmesi beni üzdü.”

“ASLA GERİYE DÖNÜP BAKMAM”

-Keşke Orlando’dan ayrılmasaydım dediğin oldu mu?
“Hiçbir zaman keşkelerle hareket etmemişimdir. Her zaman tüm kararlarımın arkasında durmuşumdur. O an benim için doğru bir seçimdi ve bunu uyguladım. Asla geriye dönüp bakmam.”

-Bu sene Orlando Magic’de olsaydın, Orlando finale kalabilir miydi?
“Bu konu hakkında konuşmam doğru olmaz. Şu an Toronto Raptors forması giyiyorum.”

-Orlando’nun özellikle play-off’lardaki maçlarını izleyince bu soru akıllara geldi…
“Biliyorum, bu soru bana da yakın çevremden çok geldi. Toronto ile 4 yıllık kontratım var ve yorum yapmam yakışık almaz. Orada olsaydım ne olurdu bilemezdim. Geçmişle yaşamayı sevmiyorum.”

-Toronto önümüzdeki sezon neler yapabilir?
“Bunu bilemiyorum. Bu tamamen takıma gelip-gidecek oyunculara ve başta da Chris Bosh’un gidip gitmemesine bağlı. Eğer o giderse yeni bir kadro oluşturulacaktır.”

-Chris Bosh takımdan ayrılır mı?
“Sanmıyorum. Çünkü burada oyun tamamen onun üzerine kurulu, gideceği takımda bu kadar ön planda olmayabilir. Bu nedenle gitmez diye düşünüyorum.”

“HALKIMIZIN ÖNÜNDE OYNAMAK İNANILMAZ MOTİVE EDİYOR”

-Artık 12 Dev Adam ile ilgili sorulara geçelim. Dünya Şampiyonası’na çok kısa bir süre kaldı. Milli Takımımız neler yapabilir?
“İnanın bu beni de çok meraklandırıyor. Özellikle kendi evimizde ve Türk halkının önünde oynayacak olmamız bizi çok mutlu ve inanılmaz motive ediyor. Halkımızın önünde oynadığımız her maçta üst düzey bir performans sergiliyoruz. Önemli olan hazırlık dönemini iyi geçirmemiz. Mutlu, motivasyonu ve morali yüksek bir şekilde kamp dönemini geçirmemiz bizim için çok önemli. Zaten müthiş bir destek olacaktır, biz de iyi bir hazırlık dönemi geçirirsek inanıyorum ki zirveye doğru çıkabiliriz.”

“TÜM YILDIZLARIN GELMESİNİ TERCİH EDERDİM”

-NBA yıldızlarının bir çoğunun gelmeyecek olması, Milli Takımımız’dan olan beklentileri de arttırdı…
“Mutlaka insanlar bu yıldızların gelmemesi işimizi biraz daha kolaylaştırıyor diye düşünebilir ama böyle düşünmemek lazım. Çünkü onların yerine gelecek oyuncular da yıllardır bu fırsatı bekleyen isimlerdir. Kendilerini göstermek için tüm güçlerini sahaya yansıtacaklardır. Belki hiç beklemediğiniz bir insan inanılmaz bir şekilde çıkış yapıp size zarar verebilir. Yakından tanıdığınız yıldızların neler yapabileceğini bildiğiniz için ona göre tedbirler alabilirsiniz. Şimdi başka bir insan geldiği zaman çok fazla bilginiz olmadığı için zorlanabilirsiniz. Tüm yıldızların gelmesini tercih ederdim. Biz karşımızda hangi takım olursa olsun, tüm tedbirleri yapıp en iyi dereceyi elde etmeye çalışacağız.”

-Bu kadar çok önemli ismin gelmemesini bekliyor muydun?
“Tabii bu herkesin kişisel tercihi, mutlaka önemli bir sebepleri vardır. Onların ağzından sebeplerini duymadan yorum yapmamak gerekir.”

“MEHMET DE ÇOK İSTEKLİYDİ”

-Mehmet Okur’un olmaması takımımızı nasıl etkileyecektir?
“Mehmet’in olmaması takımımızı olumsuz olarak etkileyecektir. Kendisi de bu şampiyonada oynamak için çok istekliydi. Ama Allah kimsenin başına vermesin, çok kötü bir sakatlıkla karşı karşıya geldi. Onun olmaması dezavantaj ama onun yerine gelecek arkadaşım da bu forma şansını iyi değerlendirecektir. İnşallah bundan sonra başka bir arkadaşımızın sakatlık haberi gelmez.”

“NBA’İN EN İYİSİ KOBE”

-NBA’in sana göre en iyi oyuncusu kim?
“NBA’in en iyi ismi Kobe Bryant’tır.”

-Le Bron’dan daha iyi yani…
“İkisi çok farklı oyuncular. Fundamental olarak ve göze hitap eden isim Kobe Bryant ama Le Bron oyuna daha iyi domine ediyor.”

“LE BRON’U YALNIZ BIRAKTILAR”

-Le Bron’un varlığı ve yapılan takaslarla güçlendikten sonra Cavaliers’ın erken play-offlara veda etmesi seni şaşırttı mı?
“Gerçekten şaşırttı. Bunun nedenini Le Bron’un yanındaki takım arkadaşlarından istediği desteği alamamasına bağlıyorum. Bir sene önceki Orlando serisinde de Le Bron inanılmaz bir şekilde oynamıştı ama takım arkadaşları ona ayak uyduramamıştı. Le Bron takımını belirli bir seviyeye kadar getirebilir, daha sonra için ise takım oyunu gerekiyor. Diğer oyuncuların Le Bron’u yalnız bıraktıklarını düşünüyorum. Başka takımlara baktığımız zaman, hep bir bütün olarak başarılı olduklarını görüyoruz. Tek başına hiçbir oyuncu takımını başıraya taşıyamaz. Her zaman bir takımda yıldızları destekleyen ve ön plana fazla çıkmasalar da rollerini çok iyi üstlenen oyuncuların olması gerekiyor.”

-Le Bron’un, Boston serisinde çok mutsuz olduğu ve takas haberleri nedeniyle de kendini fazla maçlara veremediği konuşuldu…
“Takas haberlerinin onu çok fazla etkileyeceğini zannetmiyorum. Baktığınız zaman yine triple double’a yakın bir performans sergilediğini görüyoruz. Onun sıkıntısı takımından yeterli desteği görmemesi.”

-Peki artık Cavaliers’tan gitmeli mi?
“Bence artık gitmeli ve kendine yeni bir sayfa açmalı.”

HİDO’NUN İLK 5’İ…

-NBA’deki oyunclardan en iyi 5’i kurmanı istesek..
“Gerçekten çok zor bir soru. Pivot Dwight Howard olur, daha sonra Kobe, Le Bron, Nowitzki’yi alırım. Guard olarak ise Tony Parker ya da Ginobili’den biri olur. İkisi de iyi arkadaşım ayıp olmasın. Ama sen yine de birini söylememi istersen Ginobili olsun.”

-NBA’den en iyi arkadaşların kimler?
“Ginobili ve Peja Stojakovic ile çok sık görüşüyoruz. Nowitzki ve Duncan ile de diyaloglarımız iyidir.”

“HOWARD İLE YİNE OYNAMAK İSTERİM”

-NBA’de birlikte oynamak istediğin oyuncu kim?
“Howard ile yeniden birlikte oynamak isterim. Başka, aman şu oyuncuyla birlikte oynayayım diye bir isteğim yok. İyi oyunculara karşı oynamayı daha çok seviyorum.”

-En iyi coach hangisi?
“Stan van Gundy. Benim için de çok özel bir insan.”

-NBA’de en sevdiğin salon hangisi?
“Madison Square Garden.”

-Türkiye’den NBA’e gidebilecek potansiyeli görebildiğin isimler var mı?
“Gönül isterki bizim açtığımız kapıdan bir çok genç arkadaşımız NBA’e gelsin. Biz de gerçekten gençlerimizin oralara gelmesini ve dünya çapında isimlerimizin artmasını istiyoruz.”

“EFES DENİLİNCE AKLIMA SADECE SPOR GELİYOR”

-Efes Pilsen’in kapanması gündemde. Bununla ilgili neler söylemek istersin?
“O konunun konuşulması bile insanı çok üzüyor. Türk sporuna yıllarını vermiş Efes Pilsen gibi bir camianın böyle bir olayla karşı karşıya kalması çok kötü. Türkiye’de basketbol denilince ilk akla gelen takım Efes Pilsen. Avrupa da ve hatta Amerika’da da Türkiye’den basketbol takımı denildiği zaman akla Efes Pilsen gelir. Umarım bu sorun bir an önce çözülür ve Efes Pilsen’in spora verdiği katkılar devam eder. Efes Pilsen denilince benim aklıma yalnızca spor geliyor, başka bir şey gelmiyor. 90’lı yıllarda Efes denilince akıllara Koraç kupası, Petar Naumoskiler ve Ufak Sarıcalar akıllara gelir. Efes Pilsen’i yalnızca basketbolla da sınırlamamak lazım, Efes futbol ve diğer branşlara da büyük katkıları olan bir camia.

Efes Pilsen kapanmaması, benim de ileride basketbolu Türkiye’de bırakmam için bir vesile olur. Efes Pilsen’de yetiştim, yıllarımı buraya verdim, Efes’te basketbolu bırakmaya sıcak bakıyorum. Türk halkının önünde basketbolu bırakmak benim için de özel olur.”

You may also like

0 comments

By