Gökhan Süzen: İnönü’de hepimiz yere yatacaktık

1 Kasım 2010

Süper Lig’de bu sezon da İstanbul Büyükşehir Belediyespor adından söz ettirmeye devam ediyor. Belediye’nin başarılı isimleriyle röportajlarımıza devam ediyoruz. Teknik direktör Abdullah Avcı ve Kamerunlu golcü Herve Tum’dan sonra bu kez de takımın genç yıldızlarından olan Gökhan Süzen’e sorularımızı yöneltiyoruz.

Son dönemdeki başarısıyla A Milli Takım’a da davet edilen Gökhan’ın adını çok daha sık duyacağımızı düşünüyorum. Yetenekli ve çalışkan bir futbolcu olan Gökhan’a, hocası Abdullah Avcı da büyük güven duyuyor. Çok iyi bir sol ayağı olan genç yıldız, ilk özel röportajını editörümüz Hilmi Sever’e verdi ve son derece keyifli bir röportaj ortaya çıktı.

Gökhan ile futbol kariyerinden, hedeflerine, İnönü’de gördükleri büyük tepki ve Galatasaray eleştirilerine kadar bir çok konuda konuştuk.

Şimdi bu röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz:

-Öncelikle seni kısaca tanıyabilir miyiz?
“2003 yılında Düzcespor’dan Galatasaray’a transfer olarak profesyonel kariyerim başladı. Galatasaray’da geçirdiğim 3 yılın çok parlak olduğunu söyleyemem. O dönemde Galatasaray’da hocamız Abdullah Avcı’ydı. 2 yaş büyüklerimle beni yurt dışı kamplarına götürüyordu ve Abdullah Hoca ile o dönemde de aramızda özel bir bağ vardı. Hocanın Milli Takıma gitmesiyle Galatasaray PAF Takımı’nın başına Suat Kaya geldi. Suat Kaya’nın gelmesiyle önce formamı kaybettim, oynamamaya başladım  daha sonra da kadroya giremedim. Kadroya giremeyen oyuncular Süper Genç Takıma indiriliyordu, bir süre de orada oynadım. Sezon sonunda da takımdan ayrılmak istedim.”

-Bu kadar sıkıntı yaşamandaki tek sebep hoca değişikliği miydi?
“Ben o dönemdeki kafa yapımdan dolayı sıkıntı yaşadığımı düşünüyorum. Hocam bana formayı vermediğinde kafama fazla takıyordum. Top oynamak, koşmak bile istemiyordum. Elimden gelen her şeyi yaptığımı düşünüp tüm suçu hoca da arıyordum. Tüm suçu hocada aramak çok büyük yanlış. Alt yapıdayken en büyük yanlışım bu oldu. Hem Suat Hoca’yı gererksiz yere kırmıştım hem de hocaya karşı cephe almış gibi olmuştum.

Buraya ilk geldiğimde neyin ne olduğunu çok iyi anladım. İlk senemde hiç forma giymedim ama sıranın bana geleceği günü çalışarak, sabırla bekledim. Genç arkadaşlarıma da çalışmayı hiçbir zaman bırakmamalarını tavsiye edebilirim.”

-Peki Belediye’ye geçişin nasıl oldu?
“G.Saray’dan ayrılmak istediğimi Abdullah Hoca duyunca 2006 yılında beni İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a aldı. Belediye’ye geldiğim ilk sene tecrübesizliğim nedeniyle fazla forma şansı bulamadım ama kendime güvenim tamdı. Hocalarım bir takıma gidip sürekli oynamam gerektiğini söyledi. Ben de burada bir sene oynamadan geçirdiğim sezonun ardından o dönemde 2. Lig B kategorisi takımlarından olan Alibeyköy’e gittim. Orada çok iyi bir sezon geçirdim, 30’a yakın maç oynadım. Tecrübe ve maç eksikliğimi kapatmış oldum. Yaşımın genç olması nedeniyle dikkat çeken bir oyuncu oldum, yanıma gelip konuşan bir çok menajer oldu. Ama tabii ki Belediye’den kiralık gittiğim için hiç biriyle konuşmadım. Alibeyköy’de geçirdiğim bir sezonun ardından takımıma geri döndüm ve hocam da sağolsun formayı bana verdi. Ve 3 senedir burada iyi giden bir çizgim var, her sene daha da iyiye gidiyor. Bu sene daha fazla sorumluluk alıyorum.”

-Öne çıkan özelliklerin neler?
“Takım için her zaman elimden geleni yapmaya çalışırım, mücadeleyi asla bırakmam. Duran topları etkili kullanabiliyorum. Bir de takımın pas yüzdesinde etkim olduğunu düşünüyorum.”

“GUTİ’Yİ ÇOK BEĞENİYORUM”

-Sol kanatta oynuyorsun ama seni her mevkiide görebiliyoruz…
“Geçen sene 4 mevkiide oynadım. Stoper, sol bek, sol açık ve bir maçta da sakat oyuncularımızın çokluğu nedeniyle forvette oynadım. Forvette de elimden geleni yaptım. Gerçek mevkim sol açık ama şu an taktiğimiz 4-3-3. Bu nedenle tam bir sol açığım diyemem. Şu an oynadığım mevkiden çok memnunum. Sol bekte oynayan Ekrem Abi’yle de çok iyi uyum sağlıyoruz. Bizim takımda da çoğu atağı sol taraftan yapıyoruz. Ekrem Abi, İbrahim Akın ve ben iyi uyum sağlıyoruz. Oynadığım mevkiden memnunum diyebilirim.”

-Kendi mevkinde beğendiğin isimler kimler?
“Bir orta saha oyuncusu olarak Guti’yi çok beğeniyorum. Topu ne zaman tutup ne zaman pas vereceğini çok iyi biliyor. Mesut Özil’i de beğeniyorum. Oyun tarzı olarak da kendime yakın görüyorum. Topu ayağında çok tutmuyor, bende ayağımda topu fazla tutmayı sevmem. Topu çok hızlı ayağından çıkarıyor ve pas trafiğini iyi sağlıyor.”

“EN BÜYÜK HEDEFİM MİLLİ TAKIM”

-En büyük hedefin nedir?
“Kesinlikle A Milli Takım forması giymek. Dünyada ve ülkemizde sol ayaklı futbolcu sayısı çok fazla değil. Milli Takım’da da sol ayaklı oyuncuların az olması benim şansımı arttırıyor ve hırslandırıyor. Bu nedenle her maçta daha iyi mücadele ederek dikkat çekmek istiyorum.”

-Bu dikkati de çektin sanırım. Milli Takımımızın, Almanya ve Azerbaycan ile oynadığı maçların 36 kişilik kadrosunda adın vardı ama daha sonra maç kadrosuna dahil olamadın…
“Benden pasaportumu istediler, vize alındı ama daha sonra maç kadrosuna çağırılmadım. Bu benim için büyük bir gururdu. Umarım ilerleyen dönemlerde A Milli Takım formasını da giyeceğim.”

-Özellikle bu sezon daha fazla dikkat çekiyorsun. Sana gelen teklifler var mı?
“Bana gelen resmi bir teklif yok ama sadece duyduğumuz şeyler oluyor.”

-Trabzonspor ile basında adın bir süre birlikte anıldı?
“Ben de duydum ama resmi bir şey olmadığı için konuşmam çok doğru olmaz.”

“EN KISA SÜREDE 4 BÜYÜKLERDE OYNAMAK İSTİYORUM”

-Peki Belediye’den sonraki hedeflerin neler?
“En kısa sürede 4 büyük takımdan birinin formasını giymek istiyorum. 4 büyüklerde oynayınca milli takım ve Avrupa kulüplerinin kapıları da açılıyor. Tabii ki burada bir kaç sene daha iyi maçlar çıkarıp kendimi ispatlamak istiyorum.”

-Avrupa’da oynamak istediğin bir lig ve takım var mı?
“Tabii ki İngiltere Premier Ligi ve Liverpool. Liverpool beni inanılmaz etkiliyor, maçlarını izlerken bile tüylerim diken diken oluyor. Muhteşem bir taraftarı var. Çocukluğumdan beri Liverpool’a karşı büyük bir sempati duyuyorum. Oyun yapısının da bana uygun olduğunu düşünüyorum.”

“BİR GÜN G.SARAY’DA OYNAMAK İSTİYORUM”

-Dört büyüklerde oyun yapısı sana en uygun takım hangisi?
“Onu hiç düşünmedim açıkçası ama içimde hep Galatasaray A Takımı’nda oynayamamanın burukluğu var. Bir gün Galatasaray’a tekrar dönüp orada başarılı olmak, taraftarın sevdiği bir futbolcu olmak istiyorum. Bu tabii PAF Takımdan kalma bir duygu ama hala canlı. Çünkü o gün birlikte oynadığımız bir çok arkadaşım A Takıma çıktı.”

-Kimler vardı o dönemdeki PAF Takımda?
“Arda Turan, Aydın Yılmaz, Cafer Can ve Özgür Can A Takıma çıkan isimlerdi.”

“ADIMI GÖKHAN CAN MI YAPSAM!”

Bir ara bir çok futbolcunun adı Can ile bitiyordu. Sen söyleyince aklıma geldi yine…
“O zamanlar adında Can olmayanlara bile Can diyorlardı. Evet hatta Uğur Uçar’a bile ilk dönemlerinde Uğur Can diyorlardı. Ben de bir ara acaba adımı Gökhan Can yapsam mı diye düşündüm…”

-Abdullah Avcı’nın senin için önemi nedir?
“Abdullah Avcı bana göre gençlere en fazla şans veren hocadır. Çıkış yapacak oyuncuyu çok iyi buluyor. Tüm futbolcularla ilişkisi çok iyi, bir futbolcunun canı sıkkın olduğunda onun yanına giderek rahat bir şekilde derdini paylaşabiliyor. Hoca bir konuşma yaptığında herkes büyük dikkatle onu dinliyor. Zaten Abdullah Avcı ile ilgili kimsenin kötü bir düşüncesi olduğunu da sanmıyorum.”

-Abdullah Avcı Galatasaray PAF Takımının başında kalsaydı, senin için Galatasaray A Takımı kapısı açılabilir miydi?
“Çok fazla bir şeyin değişeceğini düşünmüyorum. Sonuçta her zaman iş A Takım hocasına bakar. Alt yapının başındaki hoca ne kadar uğraşırsa uğraşsın, A Takımın başındaki hoca gençlere soğuksa bunu değiştiremez. Asıl şanssızlığım Abdullah Hoca’nın Milli Takım’da 88 yaş grubunun hocası olmasıydı. Ben 87 doğumluyum, Abdullah Hoca ile 88 yaş grubu Dünya Şampiyonu olmuştu, bir yaşla o kadroda olma şansını kaçırdım. Şu ana kadar da hiç milli olamadım.”

“AYNI KÖYDENİZ AMA SERDAR ÖZKAN SICAK GELMİYOR”

-Memleketin neresi?
“Düzce.”

-Düzceli çok fazla futbolcu yok sanırım?
“Düzce’den bir tek ben çıktım diyebilirim. Bir de sonradan Düzceliler var.”

-Kim bu sonradan Düzceliler?
“Yani Düzce ile çok bir bağları olmayan kişiler diyebilirim. Fatih Ceylan var Karabük’te oynayan. Serdar Özkan ile de aynı köydeniz. Ama onunla pek anlaşamıyoruz.”

-Neden?
“Bir Beşiktaş maçında aramızda sorun olmuştu. Beşiktaş’a karşı öndeydik, Sivok arkadan çelme takmıştı, ben de yerdeydim. Sonra Serdar Özkan başıma gelip bir şeyler söyledi ardından da bir gerginlik olmuştu. Zaten daha önce de görüşen kişiler değildik. Bana pek sıcak gelmeyen bir arkadaş. Ama sürekli olarak memlekete gidince Serdar Özkan’la görüşüp görüşmediğimi soruyorlar.”

“İNÖNÜ’DE HEPİMİZ YERE YATACAKTIK…”

 

-Abdullah Hoca’nın çok tepki aldığı maç sanırım. ‘Abdullah Avcı yere yatsana’ tezahüratları yapılan maç değil mi?
“Hatta bu sene Beşiktaş’ı İnönü’de yendiğimiz maçta, İbrahim Akın’ın attığı golden sonra hepimiz yere yatacaktık ama İbrahim Akın’ı indiremedik. Eski Beşiktaşlı’ya… Yere yatsana diye bağırıyor bütün tribünler bari biz de yere yatalım dedik ama olmadı.”

-Yapsaydınız heralde tribünlerin tepkisi büyük olurdu?
“Son dakikaydı zaten hemen soyunma odasına giderdik heralde. Beşiktaş taraftarı sevmiyor bizi zaten.”

“G.SARAY’I ABDULLAH HOCA VE KENDİMİZ İÇİN YENMEK İSTİYORDUK”

-Galatasaray maçları da sizin adınıza farklı bir sorun teşkil ediyor. Teknik direktörünüzün Abdullah Avcı olması ve Galatasaray’ı yenememeniz nedeniyle sürekli eleştiriler geliyor…
“İnanın Abdullah Hoca ve kendimiz için Galatasaray’ı Ali Sami Yen’de yenmek istiyorduk ama yine olmadı. Dışarıda bile ‘Galatasaray’a hep maçı bırakıyorsunuz’ diye saçma eleştiriler geliyor. Bu eleştirilerden dolayı fazla konsantre mi oluyoruz ne oluyor anlamıyorum. Maça çok kötü başladık ve üst üste goller yedik. Soyunma odasına girdiğimiz zaman Hocamız ‘sahaya çıkın ve elinizden geleni yapın, bu maçı çevirebiliriz’ dedi. Biz de ikinci yarıya iyi başladık, golü de bulduk, bir topumu da çizgiden çıktı. Eğer o gol olsaydı bir gol daha bulabileceğimizi düşünüyordum.”

-Çok büyük beklentiler olmamasına rağmen Belediye’nin elde ettiği başarının sırrı sana göre ne?
“Takım arkadaşlarımla birlikte çok iyi bir bütünlük sağlıyoruz. Bu takımda tek kişi bir şey yapamaz. Birbirine sürekli yardım eden oyunculardan kurulmuş bir takımız, birbiri için mücadele eden bir takımız. Bir çok maçta bunu sahaya yansıtıyoruz. Takımda fazla ön plana çıkan bir isim olmaz, takımdan çok hoca ön plana çıkıyor. Hocanın yansıttığı bir sinerji var. 3-4 senedir bunu geliştirerek başarılı oluyoruz.”

“AVRUPA’DA BAŞARILI OLABİLİRİZ”

-Belediye sezon sonunda Avrupa Kupaları’nda mücadele etme hakkını elde edebilir mi? Ve Avrupa’ya giderseniz başarılı olabilir misiniz?
“Hedefimiz ilk 5 içinde ligi bitirmek ve umarım Avrupa Kupaları’da mücadele etme hakkını elde ederiz. İlk senelerinde takımlar Avrupa kupalarında zorlanıyor, Bursaspor örneğinde olduğu gibi. Ama biz Bursaspor’a göre daha eski birlikteliği olan bir takımız. 10-15 oyuncu 4 senedir bu takımda ve sürekli birlikte oynuyor. Avrupa’da başarılı olabiliriz diye düşünüyorum. En azından bizi izleyen bir taraftar grubu oluşturmuş olabiliriz.”

-Boş tribünlere karşı oynamak nasıl?
“Çok garip bir durum ama alıştık. Ali Sami Yen’de protokol tribününde baya bir taraftarımız vardı, çok şaşırmıştım. Olimpiyat Stadı’nda ise bomboş tribünlere karşı oynuyoruz. Sesimiz sürekli yankı yapıyor. Umarım ileride bir taraftar grubumuz oluşur.”

You may also like

0 comments

By