Abdullah Avcı: Eleştiri Terim’e değil Türk futboluna

Abdullah Avcı, ‘Ben olsam Letonya’da kalırdım’ açıklamasıyla Fatih Terim’i hedef almadığını, sözlerinin reyting için medya tarafından çarpıtıldığını söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediyespor’da geçen beş yılın ardından Türk Milli Takımı’nın başına geçen Abdullah Avcı, iki yıl sonra görevinden istifa etmişti.

Avcı’nın yolu, adı İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü olarak değişen İstanbul ekibiyle yeniden kesişti. Avcı burada Türk futboluna örnek olabilecek elit akademiyi oluşturmaya çalışıyor.

Al Jazeera‘ye konuşan Avcı, Türk futbolunun temel sorununun altyapı eğitimi olduğunu, iyi jenerasyonlarla gelecek başarıların kısa vadeli olacağını söyledi. Çözüm önerisi ise Alman sistemi.

Abdullah Avcı, Fatih Terim’i hedef aldığı iddia edilen ‘Ben olsam Letonya’da kalırdım’ sözlerine de yanıt verdi. ‘Türk futbolunun temel sorunu, A milli takımı teknik direktörü değil’ diyen Avcı, şampiyonluk yarışının ise beş takım arasında geçeceğini düşünüyor.

51 yaşındaki teknik adamın Süper Lig’de en beğendiği oyuncular Mehmet Topal ve Alexander Hleb. Demba Ba’nın ise Türkiye’ye gelen en doğru santrfor modeli olduğunu belirtiyor.

Başakşehir Avrupa’nın en az gol yiyen üç takımından biri. Aynı zamanda ‘çok fazla savunma oynadığınız’ yönünde de eleştiriler geliyor. Siz bu iki durumu nasıl değerlendireceksiniz?

Bu eleştirileri yapanlar, bu işin detaylarını bilmiyorlar. Bilmedikleri için yapıyorlar. Bunun çok olumlu ve olumsuz örneklerini yaşadım. İnsanlar konuşuyor, konuşsunlar zaten hiç önemli değil. Bugün Chelsea, Şampiyonlar Ligi’nde rakibiyle oynarken, top rakipteyken daha fazla oranla oynayıp Şampiyonlar Ligi’ni alıyor. Bugün dünya futbolunun gerçeğini oynatmaya çalışıyoruz. Sayısal olarak da girdiğimiz pozisyon sayısı çok değerli. Bunları attığımız zaman daha farklı pozisyon ortaya çıkacak. Kompakt oyun algısı Türkiye’de savunma yapıyor gibi algılanıyor.

Belediye’de ilk çalıştığım senelerde 2-0 öne geçip 3-2 kaybettiğimiz maçlar oldu, o zaman da şu eleştiriler oldu; ‘2-0’dan maç mı kaybedilir, savunma yapmasını bilmiyorsun’ dediler. Basın her şeyi konuşmasını çok net biçimde biliyor ama bunun bir sürü detayı var. Maçı seyredip, yukarıdan yorum yapmak çok kolaydır. Aslında bunun detaylarını bizim de onlarla oturup paylaşmamız lazım. Bugün dünya futbolunun gerçeklerini oynatmaya çalışıyoruz. Çok mu iyi oynuyoruz? Hayır ama bugün bir takımın savunma yapmak kadar önemli bir şeyi olamaz. Sadece savunma yapmıyoruz, rakip ceza sahasına 4-5 oyuncu ile girip, her maç net 4-5 pozisyona giriyoruz. Onun için insanların algısını başka şeye çevirmeye gerek yok. Bununla aslında övünülmesi gerek. Avrupa’da az gol yiyen üç takımdan biriyiz, övülmesi gereken yerde eleştiri almamamız gerekiyor.

Bugün ligin en iyi takımı Bursaspor. En fazla aksiyonları olan takım. O maçta bile rakipten fazla pozisyona girip, takım savunmasını doğru yapıyorsan, bu gerçekçi bir oyun olduğunu gösteriyor.

İki yabancı forvet aldınız, Eneramo ve Perbet. Son haftalarda ilk 11’de forma giymiyorlar, Semih Şentürk oynuyor. Bu iki oyuncudan beklediğinizi alabildiniz mi?

Adalet dağıtıyoruz aslında. Performansı kimin iyiyse, rakibe göre yaptığımız analizler, oyuncu performansları, antrenman temposu anlamında bize geri dönüşü kim veriyorsa, şansı ona veriyoruz. 12 haftada dört forveti, bunların içinde Mehmet Batdal da var, hem lig hem kupada kullanmışız. Bugün bize Semih bu geri dönüşü veriyor ve devam ediyor. Futbol kariyerinde şu an itibariyle ilk defa sekiz maç üst üste oynadı. Hepsi bizim için değerli oyuncu, kolay bir seçim değil. Bir de yabancı kontenjanı var, beşle oynuyorum, zaten Semih’le oynamak durumundayım. Onların performansı artarsa, başka yerlerden belki tasarrufa gideceğim. Şu an çok sağlıklı gidiyor. Bir problem yok. Transfer yaptım, oynatacağım diye bir kaide yok.

Türk Milli Takımı tarihinde hangi turnuvada var? Yalnızca 2002 ve 2008’de başarı geldi. Bu arada da iki turnuvada yokuz. Tarihinde yalnızca iki turnuvada varsın, biz geçmişimizle neyle övüneceğiz ki! Bunu düzene oturtabilmen için altyapını uluslararası eğitim standartına getirmen lazım.

Süper Lig’deki 5+3 kuralını doğru buluyor musunuz?

Milli takımda çalıştığım süreçte de bu konuyla ilgili çok konuştum. Türk futbolunun gelişimi matematik değil ki. 5+3 mü olsun? 6+3 mü olsun? Serbest mi olsun? Sen Türk insanına yatırım yapmadığın sürece, yerli-yabancı rekabetini sağlamadığın sürece, istersen aç istersen kapa, ne fark edecek ki! Yerli oyuncunun sayısını çoğaltıp, yerli-yabancı rekabetini sağlaman lazım. 5+3 mü, 6+2 mi? Sistem konuşmuyoruz, yerli oyuncuya yapılacak eğitim amaçlı standarttan bahsediyorum. Onun için yabancı oyuncu sayısının konuşulmasına gülüyorum.

-Genç milli takımda, çok başarılı bir jenerasyonun başındaydınız. Sizce O jenerasyonun başarısı neden A milli takıma çok fazla yansımadı?

Bugün, 2005’te Dünya Kupası’nda yarı final oynayan U-17 takımının altı oyuncusu A milli takımda. Bu çok büyük bir rakam. A milli takımda görevdeyken, Hollanda maçı öncesinde rakip takımının oyuncu listesine baktım. 2005’te final oynadığımız Hollanda U-17 takımından, A takımda bir tek yedek kaleci vardı. O gün bizim takımda ise dört oyuncu vardı. Benden sonra da Murat Duruer, Volkan Babacan, Caner, Nuri… Dört-beş oyuncunun A takımda olması çok büyük rakamdır. Blok halinde U-17 takımın A Milli’yi taşıyalım, bu dünyanın hiçbir yerinde yok. Bir tek İspanya var. Orda da Xavi, Iniesta ve Busquets’li bir jenerasyondan bahsediyoruz.

Türkiye’nin tarihinde U-17 takımının iki tane Avrupa şampiyonluğu var. Biri bizim, diğeri de Serpil Hamdi Tüzün ile.

Türk Milli Takımı son üç büyük turnuvaya katılamadı…

Türk Milli Takımı tarihinde hangi turnuvada var? Yalnızca 2002 ve 2008’de başarı geldi. Bu arada da iki turnuvada yokuz. Tarihinde yalnızca iki turnuvada varsın, biz geçmişimizle neyle övüneceğiz ki! Hiçbir yerde yokuz ki! Bunu düzene oturtabilmen için altyapını uluslararası eğitim standartına getirmen lazım, bu bir. İkincisi senin ligin uluslararası ritimli ve tempolu bir lig değil, bu iki. Almanya Ligi misin? Değilsin. İngiltere Ligi misin? Değilsin, Fransa Ligi misin? Değilsin. Belçika Ligi bile değilsin belki. O zaman niye turnuvalarda yokuz; bu senin liginin kalitesiyle ve altyapıda yapmadığın eğitim amaçlı yatırımlarla alakalı.

Peki, Türk futbolunun en temel sorunu altyapılar mı?

Evet altyapılar. Bunun yönetici profili var. Teknik adam profili var. Medya gibi ayrı bir problemi var. Genel parçanın bütününde problemler var. Ama sen sonuçta bir insana yatırım yapacaksan, bunun temeli oyuncuya, antrenöre yatırım yapmaktır. Bunun içinde, antrenör eğitimi, kişilik eğitimi, okul eğitimi var. Okul eğitimini doğru almayan oyuncu, sahada problem çözemez.

Türk Milli Takımı son dönemde büyük bir düşüş yaşıyor. Türk futbolunda, eskiden de eğitim çok ön planda değildi ama gelen başarılar vardı…

Türk futbolunun genel olarak bir düşüşü var, çıkışı yok ki. Gelen jenerasyonların, yetenekli ve sayısı çok olan jenerasyonların elde ettiği başarılar var. Özellikle 2000’de Fatih Hoca’nın jenerasyonu, bu önce UEFA Kupası’na, arkasından da 2002 Dünya Kupası’na yansıdı. O oyuncu grubu ne yapmış? Uluslararası düzeyde çok maç beraber oynamış, Şampiyonlar Ligi’ni, UEFA Kupası’nı oynamış, altyapılarda birlikte oynamış.

Ondan sonra onun ufak tefek kalıntıları, 2008’de Ardalar, Hamitler ile birlikte yine bir ivme yakaladı. Ondan sonra ise benimle beraber milli takımda 18 yeni oyuncu oynadı. Şimdi o oyuncu grubunun hemen hemen ortalaması devam ediyor. Uluslararası seviyeyle, Türkiye Ligi’nin seviyesini hiçbir zaman karıştırmamak gerekiyor.

Kısa vadede başarı gelmez. Kısa vadedeki başarılar, geçici başarılar olur, seni kandırır, ondan sonraki turnuvalarda olmazsın. Ancak uzun vadede yapacağın yatırımlarla başarılar kazanabilirsin. Kısa vadedeki başarılar, demin de söylediğim gibi iyi bir jenerasyon yakalarsın bununla beraber turnuvaya iyi başlarsın, rüzgar arkandan gelir, sana bütün kamuoyu destek verir, bu enerji büyür gider. Ama gerçekçi olmaz.

Türkiye’de her dönemde bir yapılanmadan bahsediliyor. Peki Türkiye bu yapılanmayı gerçekleştirebilecek mi?

Onu bilemiyorum. Onu zaman gösterecek. Biz kulüpler olarak buna örnek olacağız, destek olacağız, Türk futbolunu yönetenler de bunun projelerini doğru hazırlayıp, uygulamaya çalışacaklar.

Sistem var mı, yapılacak mı, bunu çok net bilmiyorum. Ben sadece 21 ay milli takımın başındayken eğitim amaçlı çalışmalar yapmıştık ama saha sonuçları alamayınca bunu gerçekleştiremedik.

Bu çalışmalar gerekli değeri gördü mü?

Türkiye’de her şey anlık, olumlu ya da olumsuz sonuçlar üç gün konuşuluyor, üç gün sonra tükeniyor zaten. Umarım bu değişir, ülke olarak buna çok ihtiyacımız var. Bugün burada oturuyoruz, inanılmaz güzel bir stat var, statlarımız değişiyor. Vizyon açısından da değişmemiz lazım, eğitime son derece ağırlık vermemiz lazım. Bunları kim uygularsa yardımcı oluruz.

Daha önce verdiğiniz bir röportada; ‘Bugün milli takımda tekrar göreve gelsem, saha içini değil, saha dışını değiştiririm’ demiştiniz. Saha dışı derken, tam olarak neleri kastettiniz?

Milli takım hocalığı ya da büyük takım hocalığı şöyle bir şeydir; yalnızca saha içinde kalmıyor, dışarıyı da yönetmen gerekiyor. En azından bilgilendirmen, yönlendirmen gerekiyor. O belki benim bir tecrübesizliğimdi. Ama yarışmacı takımlarda sonuç almak son derece önemli. Bu çok net, bunun açılımının ne olduğunu zaten herkes çok iyi biliyor.

Fatih Terim ile ilgili bir açıklamanız oldu, bu çok konuşuldu. ‘Ben olsam Letonya’da kalırdım’ sözünüzle, Terim’i hedef aldığınız iddia edildi. Sizin açıklamanız tam olarak ne ifade ediyordu?

Şu anda konuştuklarımızın içinden de bir şey çıkartıp manşet yapabilirsin. Eğer insanların üzerinde böyle bir algı yaratmak istersen… Söylediğim gibi medya da Türk futbolunun kalkınmasında önemli etkenlerden biri. Medya o gün reyting yapmak için onu almış öne çıkarmıştır. Orada bir espri vardır. Konuşmamın içeriğinde Türk futbolunun sorununun A milli takım teknik direktörü olmadığını ifade etmişimdir. Bu reyting yapmaz ama benim espri yaptığım bir şey reyting yapar, bu da bir gerçekti zaten. Bunu çok saklamanın gereği yok. Fatih Hoca ile beni karşı karşıya getirmenin bir anlamı da yok. Galatasaray’da beraber çalıştım, milli takımda beraber çalıştım. Şimdi neyin şeyini yapacağız ki, bunu konuşmanın hiçbir anlamı yok. Sadece reyting amaçlı yapılan, ufacık bir başlığı alıp tweet atmak, bunlarla insanlara başka algı oluşturmak, bunlar doğru şeyler değil.

Orada bir espri vardır. Konuşmamın içeriğinde Türk futbolunun sorununun A milli takım teknik direktörü olmadığını ifade etmişimdir. Bu reyting yapmaz ama benim espri yaptığım bir şey reyting yapar, bu da bir gerçekti zaten. Bunu çok saklamanın gereği yok. Fatih Hoca ile beni karşı karşıya getirmenin bir anlamı da yok.

Hakan Çalhanoğlu ve Ömer Toprak konusu var…

Ömer Toprak benimle bir kere oynadı, bir kere Hiddink’le oynamıştı, sonra benimle sürekli oynamaya başladı. Değerli bir oyuncu. Hakan Çalhanoğlu’nun da bugün ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu konuşmamıza gerek yok, herkes biliyor. Milli takımda görev yaptığım sürece U20’nin oyuncusuydu, o zaman da kendisiyle görüşme yaptığımızda U20 Dünya şampiyonasından sonra Andorra ve Romanya maçları için A milli takımda olacağını söylemiştik. O da ‘tamam hocam’ demişti, yazısını da yazmıştık. Sonra ben görevden istifa edince, muhakkak ki Fatih Hoca da takip ediyordu, aldı milli takımda oynattı. Sonraki süreci yaşamadım. Nelerin olduğunu bilmediğim süreç üzerinden yorum yapmamam gerektiğini düşünüyorum. Yetenekli oyuncular, inşallah milli takımların içinde olurlar ve Türk futboluna katkı sağlarlar.

Galatasaray ve Trabzonspor da yerli teknik direktöre döndü. Türkiye’de yabancı teknik adamların başarılı olması zor mu?

Türkiye’de yabancı teknik direktörlerin başarılı olması zor. Bunun bir sürü örnekleri var. Çünkü Türkiye değişik bir kültür, değişik bir yapı. Buraya alışana kadar bir sürü problem yaşıyorlar. Başarılı olanlara baktığımız zaman sayısı çok az, başarısız olanlar da dünyanın önemli yerlerindeler. Almanya’nın ve İspanya’nın hocası. Kültür olarak biraz farklıyız, arada kalmış bir kültürümüz var. Spor kültürümüz bir enteresan. O zamanı ve sabrı burada bulamıyorlar. Kısa sürede başarılı olmak, sonuç almak çok önemli. İnsan kaliteleri yüksek, bilgileri yüksek ama başarılı olamıyorlar.

Galatasaray’da Hamza Hoca göreve geldi. Eski mesai arkadaşım, çok sevdiğim birisi. Milli takımlarda da beraber görev yapmıştık. Ona da buradan başarılar dilerim.

Hamza Hamzaoğlu’nun Galatasaray’da avantajları ve dezavantajları neler olacak?

Onu bilemeyeceğim, onu zaman gösterecek. Galatasaray büyük bir camia. Başarılı olmasını isterim. Hem sevdiğim bir arkadaşım, hem meslektaşım. Umarım başarılı olur. Her antrenörün kendine göre artı ve eksileri vardır.

Süper Lig’de şampiyonluk yarışında öne çıkan takım hangisi?

Öne çıkan diye bir şey yok. Beş takım bu işin içinde olacak. Daha önce şampiyon olmuş beş takım yine yarışın içinde olacak. Onlara başarılar diliyoruz. Biz de oralara sıkışmaya çalışacağız.

Süper Lig’de en değerli oyuncu kim?

Çok beğendiğim oyuncular var, arada olan oyuncular da var. Yerli oyuncu olarak Mehmet Topal’ı son derece beğenen biriyim. Milli takımda da kullandığım bir oyuncu. Avrupa standartlarında bir oyuncu. Bir takım ve sistem oyuncusudur. Kendi takımımdan söylemek istemiyorum, yanlış algı olabilir. Konyaspor’da yabancı olarak Hleb diye bir oyuncu var. O da çok beğendiğim, düşünce hızı çok fazla, oyun zekası, bilgisi çok fazla bir oyuncu. Mehmet Ekici, milli takımdan benim oyuncumdur, Trabzonspor’da Özer, Yusuf Erdoğan gibi çok yetenekli oyuncular da var. Ama Mehmet Topal bu anlamda, sistemin içinde baktığımız zaman çok farklı bir yeri olduğunu düşünüyorum.

Demba Ba, Emenike, Cardozo ve Burak Yılmaz. Size göre bu isimlerden hangisi sezonu daha iyi geçirecek?

Hepsi şu an itibariyle gol atıyor. Burak, senelerdir tartışılmasına rağmen gol atmaya devam ediyor. Demba Ba’nın bizim ligimize gelmiş, santrfor profili açısından en doğru oyuncu olduğunu düşünüyorum. Çok özellikleri var. Kişilik olarak sahada çok doğru duruyor. İnsanların sevgisini de kazandı. Hepsi değerli oyuncular. Demba Ba sanki biraz daha ön plana çıkacakmış gibi gözüküyor.

Türkiye’de beğendiğiniz genç oyuncular kimler?

Çok var. Benim havuz biraz geniş. Milli takımda daha önce çalıştığımda 80 doğumlulardan, sonraki çalışmamda 97 doğumlulara kadar ortalama oyuncu havuzuna sahibiz, yurt içi yurt dışı.

Alman modelini örnek aldığınızı belirtmiştiniz…

Eğitim amaçlı modelden bahsediyoruz, Alman modelinin temeli de bu. Elit spor okullarını kurmuşlar. Bugün Almanya’da üç milyon Türk yaşıyor, Alman Milli Takımı’nda da iki Türk futbolcu var. Genetik olarak bir problem yok, eğitim amaçlı bir problem var. Ben bunlarla ilgili gidip incelemeler de yaptım. Bunu Türk futboluna da getirmeye çalıştım ama uzun vadede bu olmadı. Eğitim, standart, uygulama ve denetleme. Eğitime birkaç konu başlığı açarız. Onun için Almanya dünya bir numarası. Onun için biz bunları yapamadığımız için buralardayız. Nüfus olarak, bu iş nüfusta da değil, nüfus olarak aynıyız. Bundesliga’da oynayan bir sürü Türk oyuncu var. Bugün Türkiye liginin genel analizini çıkardığınız zaman yüzde 50-55’i yabancı oyuncular, yüzde 15’i de Almanya’dan ve diğer ülkelerden gelen gurbetçi arkadaşlarımız oynuyor. Buna sadece Süper Lig değil, 1. Lig de dahil. Yüzde 30 da Türkiye’den çıkan oyuncular oynuyor. Rakam zaten ortada.

Avrupa’da hangi ligde çalışmak istersiniz?

Şu an itibariyle böyle bir düşüncem yok. Uluslararası düzeyde başarılı olsaydım, belki öyle bir şey olabilirdi. Hoşuma giden ligler var tabii. Almanya ligi çok hoşuma gidiyor. Tempo, taktik ve seyirci atmosferi olarak. Ortalama 50 bin kişiye maçlar oynanıyor. İspanya’da oynanan futbol da bana keyif veriyor. İngiltere Ligi güzel. Diğer ligleri de takip ediyorum. Çalışmak ister misin? Onu bilmiyorum, zaman olur mu olmaz mı? Ne gösterir? Şu anda bulunduğum kulüpte en iyisini yapmaya çalışıyorum.

You may also like

0 comments

By