Dilara Gönder: 4-4-2 burada işe yaramıyor

29 Mayıs 2010

Formula 1’de sıra İstanbul’da. Tüm dünyada büyük bir ilgi gören ancak ülkemiz de halen büyük kitlelere ulaşamayan dev motorlu araçların yarışında, motorsporları tutkunlarının gözleri İstanbul Park’ta olacak. TRT ekranlarında izleyicilerle buluşan bu yarışlarda görev alan bir isim ise başarılı performansıyla dikkat çekiyor.

Lig TV’den ayrıldıktan sonra farklı bir spor dalını tercih ederek Formula 1 muhabirliğine soyunan Dilara Gönder, güzelliğiyle de dikkatleri üzerine toplamaya devam ediyor. Son olarak İtalyan RTL ve Fransız televizyonu TF1’de Dilara ile röportajlar gerçekleştirdi. Dünyaca ünlü spor sitesi ESPN’de İstanbul’daki paddock güzelleri arasında yine ona yer verdi.

Şimdi Hilmi Sever’in, Dilara Gönder ile gerçekleştirdiği röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz:

“ARAÇLARIN SESİNİ DUYDUKTAN SONRA…”

-Lig TV’den sonra TRT’de meslek hayatını devam ettiriyorsun…
“Öncelikle şunu söylemeliyim, ben TRT çalışanı değilim. Benim çalıştığım şirket bu programı yapıyor. Okay Karacan’a bağlı olarak çalışıyorum. Motorsporları, Lig TV’den ayrıldıktan sonra biraz riskli bir işti.”

-Yarışlar nedeniyle dünyanın dört bir yanına gidiyorsun. Çok eğlenceli olsa gerek…
“Tabii ki çok güzel bir iş ve dışarıdan da çok farklı göründüğünü biliyorum, kariyerim için de çok iyi bir iş. Bugüne kadar sadece futbolla ilgili işler yaptığımı düşünürsek ve ileride iyi bir spor spikeri olmayı istediğim için Formula 1 benim adıma altın bir bilezik. Çünkü farklı bir spor dalında uzmanlaşıyorsun. Ama çok zor yanları da var. Yabancı dil nankördür, Almanca ve İngilizce röportajlar yapıyorum. Bu iki dile de çok iyi hakim olmam gerekiyor. Motorsporları çok farklı bir dal, kullanılan terimler çok değişik. Bugüne kadar bildiğim 4-4-2 sistemi burada işe yaramıyor. Ama Araçların hızını görüp ve sesini duyduktan sonra Formula 1’e sevginiz çok daha fazla artıyor.

Herkes dünyayı geziyorsun çok eğlenceli olmalı diyor. Tabii ki dünyayı gezmek güzel ama sürekli deniz aşırı ülkelere gitmek fazlasıyla yoruyor. Bir süre sonra yatağının yanında bir valizle uyumaya başlıyorsun.”

“KOŞTURMAKTAN YEMEK YEMEYİ UNUTUYORUZ”

-Tempo olarak da çok yoğun olmalı…
“Sabah erkenden kalkıp röportajlarını yapıyorsun, bütün gün paddockta yürüyorsun. Sabah 8’den gece 3-4’e kadar çalışıyoruz. Montaj ve çeviri derken zaman geçiyor. Gerçekten çok zor bir iş. Bu işe girdikten sonra anormal bir şekilde kilo verdim. Koşturmaktan yemek yemeye vakit kalmıyor.”

-Başına gelen en ilginç olay hangisiydi?
“Yarışlar sırasında işimi yaparken, gittiğim ülkede pistin çalışanlarının benimle fotoğraf çektirmek istemeleri bana çok ilginç geliyor. Kadın olmam ve basın mensubu olmam nedeniyle kimsenin giremediği yerlere girmem orada çalışanların ilgisini çekiyor olabilir.”

“PİT KIZLARININ GÜZELLİKLERİ ÜLKEYE GÖRE DEĞİŞİYOR”

-Formula 1 yarışlarında pit kızları da hep ön plandadır. Yarışlarda onlarla diyaloglarınız oluyor mu?
“Pit kızları paddocktan bir kez yürüyen ve araçların yanında bayrak taşıyan kızlar. Onları da izleyiciler görüyor zaten, biz basın olarak sürücüleri ve araçları takip ediyoruz. Pit kızlarının güzellikleri tabii ki ülkeye göre değişiyor.”

“FORMULA 1’E İLGİNİN ARTMASI ZOR”

-Türkiye’de Formula 1’e ilgi artabilir mi?
“Zannetmiyoum. İlginin artmasını çok isterim ama fazla da umudum yok. Yarışan bir Türk pilot veya araç olsa belki ilgi artabilir. Aidiyet duygumuz böyle bir durumda ortaya çıkabilir. Formula 1’in kuralları da zor geliyor olabilir. Türk gençleri araba ve hıza çok meraklıdır, bunu en rahat izleyecekleri spor dalına ilgi olmaması da şaşırtıcı. Biz de Formula 1’e ilginin artabilmesi için sürekli röportajlar yapıyoruz ve işin magazin boyutunu da ele alarak halkımızın ilgisini çekmeye çalışıyoruz.”

-En çok hangi takımlar sana sempatik geliyor?
“Red Bull, Ferrari ve Mercedes.”

EN KARİZMATİK PİLOT

-En yakışıklı pilot hangisi?
“Fernando Alonso. Jamie Alguersuari ve Sebastian Vettel de yakışıklı pilotlar. Formula 1 pilotları çok yakışıklı olmasalar da o tulum ve o araçların içinde başka gözüküyorlar. Adamların müthiş performansları var. Bana göre onlar birer Rockstar.”

-En karizmatik pilot hangisi?
“Kesinlikle Michael Schumacher. O çok başka bir pilot. Ben hayatımda 41 yaşında olan böyle bir sporcu ve insan görmedim. Müthiş bir karizması var, aşmış biri.”

-Peki İstanbul yarışını kazanabilir mi?
“Maalesef kazanamaz.”

-Formula 1 pilotları arasında en soğuk olanı hangisi?
“Nico Hulkenberg. Biz onu Raikkonen’e benzetiyoruz. Rosberg de mesafeli pilotlar arasında. Ama çok sempatikler de var. Kobayashi, Buemi, Kubica, Massa ve Alonso da çok sıcak kanlı insanlar.”

“ÇİN GRAND PRIX’Sİ ÇOK HEYECANLIYDI”

-Seni en çok heyecanlandıran yarış hangisiydi?
“Çin Grand Prix’sinde yoğun bir yağmur vardı ve yarış da çok heyecanlı geçti.”

-Hürriyet Gazetesi’nde verdiğin röportajda ‘seksi değilim, vampım’ ve ‘alanımda tekim’ açıklamaların dikkat çekti…
“Orada onu demek istemedim. Kendini hiç mi seksi bulmuyor musun diye bir soru geldi, ben de kendimi seksi bulmadığımı söyledim. ‘Hiç mi bulmuyorsun’ diye bir kez daha soru gelince, ben de sonuçta bir bayanım ve kadınsı tarafım tabii ki var dedim.

Alanımda tekim olayına gelirsek lafıyla da şunu söylemek istedim; alanımda tekim çünkü Formula 1 ile ilgilenen başka bir bayan yok.”

-Aynı röportajda keman çaldığından da bahsediliyor…
“Keman çalmıyorum. İletişim Fakültesi’nden önce Güzel Sanatlara hazırlanıyordum. Orada da bir enstürman çalmam gerekiyordu ve bir keman aldım. Çalmaya çalıştım ama beceremedim. Evde kemanım var ve onunla çok güzel de bakışıyoruz. Bir gün seni çalıcam diyorum.”

“DÜZENİ ÖZLÜYORUM”

-Bu kadar koşuşturmacanın için de düzenli bir işi özlediğin oluyor mu?
“Açık konuşmak gerekirse, hareketli bir yaşamın için de çok eğlendiğiniz zamanlar da oluyor ama bazen düzeni aramıyorum desem yalan olur.”

“ERTUĞRUL SAĞLAM İÇİN ÇOK SEVİNDİM”

-Artık futbola dönelim. Bursaspor’un şampiyonluğunu bekliyor muydun?
“Ben Bursaspor şampiyon olduğu gün Monaco’daydım. Kesin Fenerbahçe şampiyon olur diyordum, bir şaşkınlık yaşadım. Ertuğrul Sağlam için çok sevindim. Ertuğrul Sağlam’ın, Beşiktaş’tan ayrılış şekline çok üzülen biriydim, bu nedenle kazanılan şampiyonluktan sonra onun adına çok sevindim.”

-Sahada bir futbolcuyu mu seyretmek, yoksa pistte bir pilotu mu seyretmek daha keyifli?
“Bir pilot çok daha fazla efor sarfediyor ama bir maçı seyretmek çok daha keyifli diye düşünüyorum.”

-Hafta içinde F1 pilotlarıyla, ülkemizdeki ünlü isimler arasında oynanan maçta futbol muhabirliği de yaptın. Neler söylemek istersin?
“Gerçekten çok eğlenceliydi, uzun bir süre sonra futbola dönmek güzel. Futbolcularla röportaj yapmak çok daha kolay oluyor. Pilotlar genellikle mikrofona konuşmaktan çekinen insanlar, futbolcular daha cana yakın.”

You may also like

0 comments

By