Hulk: Ailemin tek umuduydum

Başarılı işlere imza atmak için Portekiz ve İspanya’nın yolunu tuttuğumdan beri en çok arzuladığım röportaj Porto’nun Brezilyalı yıldızı Hulk’la gerçekleştireceğimdi. Dünya futbolunun belki de gelecek 10 yılına damga vurmaya aday futbolcuların başında gelen ve Avrupa transfer gündeminin de en yukarılarında yer alan yıldız oyuncu, Türkiye basınında ilk röportajını Sporx’e verecekti. Hem de UEFA Avrupa Ligi yarı final rövanş maçından yalnızca iki gün önce.

Ve uzun uğraşlardan sonra o gün gelmişti.

Bana bu seyahatimde eşlik eden sevgili dostum Barbaros Gözneli’nin yoğun çabaları sonucunda daha önce Braga’ada yaptığı gibi Porto Kulübü’nden yönetimden hatırlı kişileri araya sokarak röportaj için izni alıp, girilmesi çok zor denilen Porto tesislerine girdik. Heyecanla yıldız oyuncuyu beklemeye başladık.

Fenerbahçe’nin Brezilyalı oyuncusu Fabio Bilica’nın samimi arkadaşı olduğunu bildiğimiz Hulk’a, röportajın başında Bilica’nın selamını iletmeyi unutmuyoruz. Hulk da eski dostuna Portekiz’den sevgilerini bizim aracılığımızla yolluyor.

Artık sıra röportajımıza geliyor. İşte sorularımız ve Hulk’un yanıtları:

“ÇIPLAK AYAKLARLA TOP OYNAMAYA BAŞLADIM”

-İlk olarak futbola başlamadan önceki hayatından kısaca biraz bahseder misin?
“Çok mutu bir çocukluk geçirdim. Çünkü çıplak ayaklarla arkadaşlarımla sokakta top oynardım, arkadaşlarımla şakalaşırdım. Annem ve babam sürekli olarak bizim için çalışıyorlardı. Ama şimdi Brezilya çok tehlikeli bir hale geldi. 9-10 yaşındaki çocukların elinde silah oluyor. Bu nedenle ben çocukluğumu arıyorum.”

“AİLEMİN TEK UMUDU BENDİM”

-Farklı bir yıldız portresine sahipsin. Genellikle yıldız oyuncular kademeli olarak yükselişe geçerken sen önce Portekiz’e geliyorsun ama olmuyor önce Brezilya’nın Vitoria takımına ardından Japonya ikinci ligine transfer oluyorsun bir anlamda düşüş yaşıyorsun. Daha sonra ise Portekiz’e dönüp Porto forması giyerek bir yıldıza dönüşüyorsun.
“15 yaşında Brezilya’dan ayrılıp Portekiz’e geldim, daha çocuk yaştaydım. Portekiz’de ilk dönemlerimde istediğim şeyler olmadı ve önce Brezilya’ya ardından Japonya ikinci ligine gittim. 15 yaşımda bile Porto’nun maçlarını Dragao’da izliyordum ve Portekiz’e bir gün dönüp Porto forması giyeceğim diyordum. Ve bu hayalimi de gerçekleştirdiğim için çok mutluyum.”

-Japonya ikinci liginden bu seviyeye hızlı bir şekilde yükselmek hiç kolay değil. Büyük bir hırsın olmalı…
“Ailemin yardımıma ihtiyacı vardı. Ailemden, çocuk sayılabilecek bir yaşta futbol oynayıp para kazanmak için ayrılmak zorunda kaldım. Bir gün iyi yerlere gelip, aileme yardım edeceğimden emindim. 15 yaşında onlardan ayrılmak kolay değilda ama tek umutları bendim. Önce Portekiz’e geldim ama olmadı, daha sonra Japonya’ya gittim ve daha sonra çok çalışarak bugünlere geldim. Evet bunlar büyük bir hırs ve inançla oldu. Başka bir futbolcu olsaydı belki de çoktan pes edip bu işi bırakırdı ama ben pes etmedim. Hep ileriye baktım ve çok önemli bir yıldız olacağımı düşündüm.”

HULK’UN MÜTHİŞ FİZİĞİNİN SIRRI…

-Müthiş bir fiziğin var. Bunu neye borçlusun?
“İnsanlar beni spor salonundan çıkmayan biri olarak düşünüyorlar. Belki söylediğime inanmayacaksın ama fiziğimi çok çalışmaya borçlu değilim. Bu benim genetik özelliğim, küçük yaşlardan beri böyle güçlü bir fiziğe sahibim.”

-Doğuştan şanslı birisin…
“3 yaşında bir oğlum var onun da çok güçlü bir fiziği var.”

-O zaman büyük bir yıldız daha geliyor diyebiliriz…
“Bakalım gelecekte göreceğiz.”

“BILICA YAKIN DOSTUM”

-Türk futbolu hakkında neler biliyorsun?
“Türk futbolunun son yıllarda büyük bir gelişim içinde olduğunu biliyorum. Daha önceki yıllarda yalnıza Roberto Carlos ve Alex gibi Brezilyalı oyuncular nedeniyle Türk futbolunu biliyordum. Bu sene de Portekizli oyuncular Beşiktaş’ta forma giyiyor. Daha önce Fenerbahçe ve Beşiktaş’a karşı forma giymiştim. Ayrıca Brezilya’da aynı şehirden olduğum yakın dostum Bilica, Fenerbahçe’de forma giyiyor ve Türk futbolu ile ilgili her zaman olumlu şeyler söylüyor.”

-Sana göre en iyi Türk futbolcu kim?
“İsimleri çok fazla aklımda tutamam ama çok iyi Türk futbolcular olduğunu söyleyebilirim. Onlara karşı oynadığımda oldukça zorlandım. Net bir isim ise maalesef veremiyorum.”

“MİLLİ TAKIMA NEDEN SEÇİLMEDİĞİMİ BİLMİYORUM”

-Müthiş bir çıkış içindesin. Avrupa’nın dev kulüplerini de peşinde koşturuyorsun. Ama Brezilya Milli Takım formasını yalnızca 3 kez hazırlık maçında giyebildin. Bu konu hakkında neler söylemek istersin?
“Bu soruyu çevremdeki herkes de bana sürekli soruyor ama bunun cevabını ben de bilmiyorum. İyi bir çıkış yakaladığımı ve milli takıma çağırılmayı hakettiğimi düşünüyorum. Ama sorunuzun cevabını verecek kişiler, milli takım yetkilileridir. Önceliğim Porto kulübü ve Porto’nun başarılı olmasıdır. Tüm gücümü Porto için harcıyorum. Tabii ki Brezilyalı olarak milli takımda oynamak isterim. Brezilya milli takımında oynamaya başlarsamm bir daha yerimi kolay kolay kaybetmem.”

-Saha içinde en iyi anlaştığın oyuncu kim?
“Futbol bir takım oyunudur. Herkes özellikle bu sezon Falcao ve benim uyumumu konuşuyor ama işin sırrı birlik ve beraberliktir. Yalnızca ben ve Falcao bir takım değiliz, diğer arkadaşlarımızın yardımı olmasaydı iyi yerlere gelemezdik. Bütün takım arkadaşlarımla iyi anlaşıyorum, tüm takım arkadaşlarımız birbiriyle anlaştığı için Porto bu kadar başarılı.”

“ANCAK KUPAYI ALINCA BAŞARILI OLURUZ”

-Avrupa Ligi’nde finale çok yakınsınız ve kupanın da en büyük favorisi olarak gösteriliyorsunuz. Senin görüşün nedir?
“Herkesin bizi favori göstermesinin iyi ve kötü yanları var. Sonuçta daha yarı final rövanş maçını oynamadık ve final maçı var, daha her şey bitmedi. İyi yanı iyi bir takım olduğumuzu herkesin bilmesi, kötü yanı ise herkesin bizi şampiyon olarak göstermesi. Önümüzde kazanacak maçlar var ancak kupayı alınca başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz.”

-Güçlü, hızlı ve sert şutlara sahipsin. Peki senin en güvendiğin özelliğin nedir?
“Kendimi anlatmam biraz zor ama hızıma,tekniğime ve sert şutlarıma güveniyorum. Güvendiğim bir çok özelliğim var.”

“İSPANYA VE İNGİLTERE LİGİNİ İZLEMEKTEN ZEVK ALIYORUM”

-Bir çok takımın seni kadrosuna katmak istediğini biliyoruz. İlerleyen dönemde forma giymek istediğin bir lig var mı?
“Porto ile 3 yıllık kontratım var. Burada çok mutluyum, Porto da dünyanın en büyük kulüplerinden bir tanesi. Sürekli hakkımda transfer haberleri yapılıyor ama benim bir yere gittiğim yok. Tabii ki Porto’nun ve benim de menfaatime olursa, transfer olurum. İleride böyle bir teklif gelirse değerlendirilebilir.”

-Oyun yapısı olarak futbol oynamaktan zevk alacağını düşündüğün lig hangisi?
“Önceliğim İspanya ve İngiltere ligi. Alman ve İtalyan liglerini de beğeniyorum. Elimden geldiği kadar maç kaçırmamaya ve izlediğim maçlardan dersler çıkarmaya çalışıyorum.”

“BEŞİKTAŞ TARAFTARINI ASLA UNUTMAYACAĞIM”

-Bu sezon Beşiktaş ile grup maçlarında iki kez karşı karşıya geldiniz. Bu maçlarla ilgili neler söylemek istersin?
“Bizim için İstanbul’daki karşılaşma çok önemliydi. 1-0 öne geçtik ama daha sonra 10 kişi kaldık. Buna rağmen karşılaşmayı 3-1 kazanmayı başardık. Benim açımdan da iki gol atmam nedeniyle önemli bir karşılaşmaydı. Sizin aracılığınızla Beşiktaş taraftarına mesaj yollamak istiyorum. İkinci golü attığımda tüm Beşiktaşlı taraftarlar beni ayakta alkışladı. Kariyerim adına unutamayacağım bir andı. Beşiktaş taraftarına gösterdiği centilmenlik için çok teşekkür ediyorum.”

-Türk futbolseverleri seni çok beğeniyor. Beşiktaş taraftarı da zaten çok meşhurdur ve senin gibi yetenekli bir futbolcuyu canlı izleyince hayranlıklarının arttığını düşünüyorum.
“Beşiktaş taraftarının beni beğenmesi ve sevmesine çok sevindim. Onlardan böyle bir övgü almak benim için önemli.”

-Kısa süre kaldın ama Türkiye’de unutamadığın bir olay var mıydı?
“Beşiktaş taraftarını hiç unutamayorum. Takımlarını maç başlamadan büyük bir coşkuyla desteklemeye başladılar. Ben ikinci golü atınca ayakta alkışladılar. Rakip takım taraftarları tarafından yaptığınız işin iyi olarak bilinmesi asla unutulacak bir şey değildir. O günü asla unutmayacağım.”

-En güzel golün hangisi?
“Bir çok güzel gol attım, seçmem zor.”

-O zaman en özel golün diyelim…
“En özel golüm Benfica’yı deplasmanda 2-1 yendiğimiz maçta attığım goldü. O golle Benfica’yı mağlup edip, şampiyonluğumuzu matematiksel olarak ilan ettik.”

“RONALDO İLE OYNAMAK İSTERDİM AMA..”

-Birlikte oynamak istediğin oyuncu kim?
“Gerçekten çok önemli oyuncular var ama benim tek birlikte oynamak istediğim oyuncu Ronaldo’ydu. O da futbolu bıraktı ve ne yazık ki bu şansımı kaybettim.”

“KİM BİLİR BELKİ TÜRKİYE’YE GELİRİM”

-Keşke Japonya yerine Türkiye’ye gelseydin. En azından 2-3 yıl seni yakından izleme şansımız olurdu…
“Hiç bir zaman olacakların önüne geçemezsini. Şans beni Brezilya’ya götürdü ve orada da adaptasyon sürecim çok kısa sürdü ve ardından da Porto’ya geldim. Ama hiç belli olmaz ileride Türkiye’de de kariyerimi sürdürebilirim.”

-Umarız olur…
“Olabilir. Neden olmasın!”

“HEP PORTO TARAFTARI OLARAK KALACAĞIM”

-Hayatının kırılma anı nedir?
“Hayatımda iki kırılma anı var. Birincisi Japonya’ya gittiğim andı. Size yalan söylemeyeceğim çok fakir bir ailem vardı ve Japonya’da ilk defa onlara iyi paralar göndermeye başlamıştım. İkincisi ise Porto’ya gelişimdir. Hulk’u Hulk yapan Porto’dur. Bana her şeyi veren, bugünlere getiren Porto’dur. Porto’yu kalbimin derinliklerine taşıdım, futbolu bıraktıktan sonra da Porto taraftarı olarak kalacağım.”

-Son olarak Türk futbolseverlere bir mesajın var mı?
“Türk taraftarlara çok teşekkür ediyorum. Bana büyük ilgi gösterdiler ve çok kibarlardı. Yaptığım işin Türkiye’de ilgi görmesi beni çok mutlu etti. Onlara şükran duyuyorum.”

You may also like

0 comments

By