Çağdaş Atan: Beşiktaş’ta olsam forma giyerdim

25 Nisan 2008

Anadolu’daki kulüplerimizi yerinde ziyaret ederek, takımların son durumlarını sizlere daha iyi yansıtmak için turlarımıza devam ediyoruz. Bu kez durağımız Trabzon.

Trabzon gerçekten çok ilginç bir şehir. Havalimanından iner inmez bu farklılık kendini hissettiriyor. Taksiye binip, bizi şehir merkezine götürmesini söylediğimiz taksici abimiz, önce otele eşyaları bırakmamız konusunda ısrar ediyor. Aç olan midemizin sesini yansıtan cümlelerimiz ile taksici abimizi ikna etmeye çalışıyoruz ama nafile ve sonuçta kendimizi otelin önünde buluyoruz. Karadeniz insanı inatçı olur sözünün böylece yanlış olmadığını henüz Trabzon’daki ilk anlarımızda anlamış oluyoruz.

Otele yerleşip, yemeğimizi yedikten sonra, daha önceden randevulaştığımız gibi Mehmet ali Yılmaz Tesisleri’nde alıyoruz soluğu… Sorularımızı bu sezon hedefsiz kalan ve taraftarlarını mutlu edemeyen Trabzonsporlu oyunculara yöneltmeye başlıyoruz.

Beşiktaş’tan olaylı bir şekilde ayrılan, ardından Trabzonspor’da kendini yeniden bulmaya başlayan Çağdaş Atan ile Trabzonspor röportajlarımıza başlıyoruz. Samimiyeti sözlerine yansıyan, sorularımıza dolandırmadan doğrudan yanıtlar veren Çağdaş, sahadaki hırçın duruşundan çok uzak bir görüntü veriyor.

-Çağdaş, Trabzonspor bu sezon hedefsiz kaldı…
“Biraz hedefsiz kaldık ama yine de çalışmaya devam ediyoruz, ligin kaderini etkileyebilecek maçlarımız var, bunlara iyi hazırlanıp kazanmak istiyoruz. Başka takımları zor durumda bırakacak sonuçlar almak istemiyoruz. Bu nedenle tüm maçlarımızı kazanmak istiyoruz.”

-Şampiyonluğun kaderini belirleyecek karşılaşmalardan birini Fenerbahçe ile oynayacaksınız…
“Sadece şampiyonluk mücadelesini değil, düşme potasını yakından ilgilendirecek maçlarımız da var. Galatasaray maçından sonra, Gençlerbirliği ile çok zor bir maç oynayacağız. Ardından Gaziantep ve Belediye ile oynayacağız, bu nedenle iyi hazırlanmalıyız ve şu ana kadar çok iyi çalışıyoruz.”

-Beşiktaş’tan ayrılışın olaylı bir şekilde oldu…
“Evet artık üzerinden uzun yıllar geçti. İki sezondur Trabzonspor’dayım ve mutluyum. Herkesin bildiği gibi Beşiktaş’tan kendi isteğim ile ayrıldım. Taraftar ile problemim olmuştu, bir karşılaşmadan sonra bir daha Beşiktaş forması giymek istemediğimi söyleyip, takımdan ayrıldım. Belki biraz sert oldu ama o anki kızgınlık ile söylenmiş sözlerdi. Sonuçta iyi ve kötü günler geçirdim Beşiktaş’ta ve o sayfa kapandı. Şu anda Trabzonspor’dayım ve kulübümün başarısı için elimden geleni yapacağım.

-İleride yeniden İstanbul takımlarında oynamayı düşünüyor musun?
“Ben ülkemizdeki şanslı futbolculardan biriyim, dört büyük takımın birisinde oynadım, diğerinin de halen formasını giyiyorum. Trabzon’da mutluyum ve açıkçası ayrılmayı düşünmüyorum. Sözleşmem bir sene daha devam ediyor ve opsiyonu da var. Bu sezon sonunda karşılıklı bir görüşme olacak, bir problem olacağını düşünmüyorum. Tabii yine de bunu zaman gösterecek.”

-Ersun Yanal hakkında neler söyleyeceksin?
“Ersun Hoca’yı, hocalık anlamında beğeniyorum, takımı çok iyi çalıştırıyor. Elinde kısıtlı bir kadro olmasına rağmen bunu en iyi şekilde kullanmaya çalışıyor. Kesinlikle önümüzdeki sene Ersun Hoca’ya bir şans daha verilmeli. Kendi kurduğu kadro ile Trabzonspor’da neler yapabileceği görülmeli. Tabii burada yönetim ve hoca son kararı verecek ama ben kendi adıma ve takım arkadaşlarım adına hocamız ile devam etmek istediğimizi söyleyebilirim.
Ersun Hoca en başta çok iyi bir kondisyoner ve taktisyen. Çok iyi antrenmanlar yapıyoruz. İnsanlar, hocamız ile ilgili kararını kendi kadrosunu kurduktan sonra, yaptıklarına bakarak vermeli. Ersun Hoca gibi bir insan bu şansı hak ediyor.”

-Trabzonspor’un önümüzdeki sezon için birçok yeni oyuncuyu kadrosuna katması bekleniyor. Sence şampiyonluğa oynayabilecek bir takım oluşturulabilir mi?
“Kesinlikle oluşturulabilir. Bu seneki değil ama geçen seneki kadromuzda şampiyonluğa oynayabilecek bir kadroydu. Çok kaliteli oyunculardan kurulu bir kadromuz vardı. Ama gerekli şekilde kullanılamadı, takım yanlış kişilere emanet edildi. Geçen seneki takım Ersun Hoca’nın elinde olsaydı, şampiyonluğa oynayabilirdik. Çünkü o zaman herkes kadromuzdaki oyunculardan bahsediyordu. Ama bunlar geride kaldı, artık önümüze bakmalıyız. Şu anda birçok futbolcunun izlendiği haberini alıyoruz, yetenekli futbolcuların geleceğini düşünüyorum. İyi bir kadro kurulursa, büyük bir seyirci potansiyelimiz de var, şampiyonluğa oynayacağımıza inanıyorum.”

“ZİYA DOĞAN ELİNDEKİ KADROYU KULLANAMADI”

-Yanlış kişi derken, Ziya Doğan’dan bahsediyorsun değil mi?
“Evet. Ziya Hoca elindeki kadroyu iyi kullanamadı. Çok da arkasında durulmasına rağmen, eski başkanımız sürekli destek verdi ama başarılı olamadı. Bunun sonucunda da bir değişikliğe gidildi.”

-Ziya Doğan ile aranızda kişisel bir problem mi vardı yoksa performansını mı beğenmiyordu?
“Bir futbolcunun hocasıyla arasında kişisel bir sıkıntısı olamaz. Ancak bir hocanın, oyuncusuyla kişisel bir problemi olabilir. Ya da söylediğiniz gibi hocanın tercihidir buna da saygı duymak gerekir. Ben de saygı duyup çalışmalarıma devam ettim, çalışarak formayı yeniden aldım. Ersun Hoca geldiğinde hazır bir durumdaydım, eğer kendimi bırakmış olsaydım son 20-25 maç üstü üste oynayamazdım.”

-Trabzonspor’da artık frikikleri sen kullanıyorsun. Bu Ersun Hoca’nın kararı mı yoksa sen mi talepte bulundun?
“Atağa kalktığımız yöne göre sağ kanatta frikik kazandığımız zaman ben kullanıyorum. Benim atacağım taraftan çok fazla da frikik kazanmadık. Hocamızın da bana bu konuda güveni var, ben de elimden geldiğince iyi kullanmaya çalışıp gol atmaya ya da en azından etkili kullanıp tehlike yaratarak takımı ateşlemeye çalışıyorum.

-Bu sezon takımda devamlılık sağlayamadın..
“Aslında şöyle bir istikrarım var, bu sezon Ziya Hoca ile ilk on iki maçın bir ya da ikisinde kadroya girdim, diğerlerinde ilk 18’de bile yoktum. Gerekçesini tabii kimse bilmiyor. Ersun Hoca geldikten sonra ise devamlı oynuyorum.”

-Trabzonspor’da sence en büyük eksiklik ne?
“Dar olan kadromuz. Yetersiz bir kadromuz var, bunu da herkes büyük görüyor. Gökdeniz’in gitmesi bizde bir güç kaybına neden oldu ama bu kulübümüze maddi anlamda büyük kazanç sağladı. Artık önümüzdeki maçları kazanarak, yeni sezonda büyük hedeflere koşmayı istiyoruz.”

-Milli Takımımızın savunması sürekli eleştriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?
“Milli Takımımızda oynayan stoperler iyi futbolcular, bu eleştriler ile ilgili de bir şey söyleyemem. Sonuçta hepsi benim arkadaşım. Milli Takım’a seçilen oyuncular içinde ben olurum ya da olmam ama o formayı giyen herkes sonuçta Türkiye’yi temsil edecek. Bu takımda yer alan futbolcuların arkasında durup, moral vermeliyiz. Milli Takım’a seçilenlerin de elinden geleni yapacağına inanıyorum.”

-Milli Takım’a yeniden forma giymek hedeflerin arasında var mı?
“Her futbolcunun milli takım hedefi vardır. Ben de milli formayı giymeyeli uzun bir süre oldu. 2.5 yıldır Milli Takım’a çağırılmıyorum. Milli Takımımızın başında çok saygı duyduğumuz ve sempati ile baktığımız bir hoca var. Son karar tabii ki onundur, bu kararlara sonsuz saygı duyuyorum. Sonuçta elinde çok geniş bir portföy var. Türkiye’de ve Avrupa’da oynayan çok sayıda oyuncuyu izleyip karar veriyorlar.”

“TRABZONSPOR’UN BÜYÜK BİR POTANSİYELİ VAR”

-Trabzonspor seyircisi takıma kırgın, taraftarın desteğinden memnun musunuz?
“Takım kötü gidiyor ama maçlarımıza çok sayıda seyirci geliyor. Özellikle Ersun Hoca geldikten sonra tempolu ve iyi futbol oynuyoruz. Kendi sahamızda son maçlarımızı da genelde kazanıyoruz. Taraftarımızın üzerinde uzun yıllardır yaşanan başarısızlıklardan dolayı bir küskünlük var. Takım içinde havayı yeniden yakalayıp, taraftarımızı da yanımıza aldığımız zaman Trabzonspor’un gerçek gücü ortaya çıkacaktır. Trabzonspor’un çok büyük bir potansiyeli var, Trabzon’un çok zor bir deplasman olduğunu yeniden ispatlamak istiyoruz.”

-Trabzon çok farklı bir şehir. Burada insanlar futbola adeta aşık. Futbolla yatıp futbolla kalkıyorlar. İstanbul’dan ilk geldiğin zaman bir zorluk çektin mi?
“Ben yapı olarak futbol için yaşayan bir insanım. Şehrin çok büyük, sosyal ya da güzel olmasıyla ilgilenen bir insan değilim. Evet Trabzon küçük bir şehir bunu kabul ediyorum. Ama insan para kazandığı yerde mutlu olmayı bilmeli ya da mutlu olabilecek imkanları yaratmayı bilmeli. Ben Trabzonspor’da futbol oynamaktan dolayı çok mutluyum, çünkü burası ülkemizdeki dört büyük kulüpten bir tanesi. Zaten iki haftada bir izin günlerimde İstanbul’a gidiyorum. Trabzon’da genel olarak çok fazla bir problem yaşamıyorum.”

-Trabzon’da nasıl zaman geçiriyorsun?
“Genelde tesislerde ya da evdeyim. Bekar olduğum için yemeklerimi dışarıda yiyorum, ara sıra sinemaya gidiyorum. Burada yapılacak etkinlikler bunlar. Evde olduğum zamanlarda da maçları izliyorum, DVD ve internetle zamanımı geçiriyorum.”

-Beğendiğin savunma oyuncuları kimler?
“Türkiye’de çok beğendiğim bir savunma oyuncusu açıkçası yok. Yurtdışında ise kendime örnek aldığım isimler var. Futbolu bırakmasına rağmen Popescu’yu çok beğenirdim. Maldini ve Terry’i de çok beğenirim, stil olarak bana yakın oyuncular.”

“HUZURUM YOKSA OYNADIĞIM TAKIM MİLAN DA OLSA AYRILIRIM”

-Futbol hayatında unutamadığın anlar var mı?
“Tabii ki. Futbol hayatımda birkaç tane çok sansasyonel olayım var. Altay’da oynarken, bir top toplayıcı çocuğa tokat atıp kırmızı kart görmüştüm hem de çok kritik bir maçtan önce. Beşiktaş’tan ayrılışım bayağı ses getirmişti. Canlı yayında söylediklerim uzun süre konuşuldu. Ben içinden geldiği gibi, duygularıyla hareket eden bir insanım. Bursa maçından sonra yaptığım hareket belki çok yanlıştı ama Beşiktaş’tan ayrılış tarzım benim karakterimi ortaya çıkaran bir olay. Rahatım ve huzurum yerinde olmadığı zaman o takım Milan da olsa ayrılırım. İnsanlar o maçtan sonra bana tepki gösterdiler, ben de istenmediğim yerde durmam ve durmadım da zaten.”

-Beşiktaş’tan ayrılmanın nedeni yalnızca o maçta taraftarın gösterdiği tepki miydi?
“Tabii tek maçlık tepki değildi, daha önceden 5-10 maçlık bir birikimdi. O dönemde takım olarak da iyi gidiyorduk ama taraftarlar maçı kazansak bile en ufak bir yanlış hareketimde büyük tepki gösteriyorlardı, o negatif elektriği alıyordum. Bunun birikimi oldu.”

-Beşiktaş taraftarı şu an benzer bir durumu Baki Mercimek’e yapıyor…
“Beşiktaş defterini artık kapattım ama taraftarın, futbolcular üzerinde bu kadar etkili olması yanlış. Onların futbolculara daha iyimser yaklaşmaları lazım çünkü sonuçta oyuncular da sahaya en iyisini yapabilmek için çıkıyor.”

“ŞU AN BEŞİKTAŞ’TA OLSAM YİNE FORMA GİYERDİM”

-Beşiktaş savunması yaptığı hatalar nedeniyle çok eleştriliyor. Çağdaş Atan, şu an Beşiktaş’ta olsa ilk 11’de forma giyer miydi?
“Beşiktaş’tan ayrılışımın aslını bilmeyen insanlar sanki ben Beşiktaş’tan gönderilmişim gibi düşünüyorlar. Beşiktaş’tan ayrılacağımı söylediğim Bursaspor maçına kadar, 25-26 maç üst üste oynamıştım. Tigana geldikten sonra zaten devamlı oynuyordum. Tekrar söylüyorum ben Beşiktaş’tan kendi isteğimle ayrıldım. Benim o dönemde Anderlecht’e transferim olacaktı, ayrılırken söylediğim gibi futbol hayatımı Avrupa’da sürdüreceğiktim. Sonra yüksek bonservis ücreti istenince şartlar gerçekleşmedi. Dediğim gibi Beşiktaş’tayken, sürekli oynayan bir oyuncuydum. Şu an Beşiktaş’ta olsam yine oynardım, Beşiktaş’ta çok az yedek kaldım. Ben bulunduğum takımda her zaman oynayacağımı düşünüyorum.”

-Ligimizde kaliteli golcüler var, senin karşılıklı oynarken zorlandığın isimler var mı?
“Yedi senedir Süper Lig’de oynuyorum artık iyice tecrübe kazandım. Bu nedenle şu forvetten çekiniyorum diye bir düşüncem yok. İlk başladığım dönemlerde Fatih Tekke’den çekinirdim, bir de Hakan Şükür’den genç ve diri olduğu dönemlerde çekinirdim. Şu an böyle bir isim yok.”

“YATTARA’DAN SÜREKLİLİK BEKLİYORUZ”

-Yattara seni idmanlarda zorluyor mu?
“Mevkii gereği pek karşı karşıya gelmiyoruz, ama Yattara çok yetenikli bir oyuncu. Gününde olduğu zaman karşısındaki rakibi çok zor durumlara düşürebiliyor. İşin şov kısmını da iyi yapıyor. Biz Yattara’dan süreklilik bekliyoruz, o da artık bunun farkında. Gökdeniz’in gidişinin ardından son 4-5 maçtır sorumluluk almaya başladı. Çünkü herkes ondan büyük şeyler bekliyor. Yani neredeyse o olmasa biz zor hücum organizasyonu gerçekletiririz.”

-Ligde son 4 haftaya giriyoruz, şampiyonluk adayın kim?
“Son haftaya kadar bu yarış Galatasaray ile Fenerbahçe arasında gider.”

-Maç öncesinde kendini motive etmek için özel bir uğurun var mı?
“Her şeyden önce ben ailem için yaşıyorum. Ailesine bakan bir futbolcuyum, onlar için oynuyorum ve mücadele ediyorum. Çoğu futbolcunun batıl inancı var, benim de eskiden vardı, ama artık kalmadı böyle şeylere inancım. Artık yalnızca dua ederek maça çıkıyorum.

Defans oyuncularının, karşılıklı oynayacağı forveti iyi tanıması gerekir. Açıkçası ben, karşımda oynayacak forvete göre de konsantre oluyorum. Karşı takımdaki santrforun özelliklerini bilip ona göre çalışmalarımı yapıyorum.”

“SERVET’İN ÇIKIŞI BENİ ŞAŞIRTMIYOR”

-Galatasaraylı Servet’in müthiş çıkışı hakkında ne söyleyeceksin. Bir savunma oyuncusunun bu kadar ön plana çıkması pek alışık olmadığımız bir şey…
“Servet’le Denizlispor’da kısa bir süre birlikte oynadım. Her şeyden önce çok iyi bir insan, güzel de bir dostluğumuz var. Fizik gücü çok fazla, hava hakimiyeti yüksek, bu sene de çok iyi bir çıkış yakaladı. Zaten Milli Takım’da da oynuyor, Servet’in bu çıkışı beni şaşırtmıyor. Bu çıkışı bekliyordum, Fenerbahçe’de çok az şans buldu ve şanssız maçlar oynadı. İsmi sürekli Shevchenko ile anıldı ama bir oyuncuyu bir iki maçla değerlendirmemek lazım, değeri de nitekim ortaya çıktı. Servet’in başarısını gururla izliyorum, çok başarılı buluyorum.”

-Servet’ten söz açılmışken, Feldkamp Servet’i farklı mevkiilerde denedi. Ön libero, kısa süre forvet, sen farklı mevkiilerde oynayabilir misin?
“Beşiktaş’tan ayrılışımın sebeplerinden biri de sol bekte oynatılmamdı. Tigana geldikten sonra bir iki maç stoper, ardından ön libero oynadım. Aslında Tigana benim ön liberodaki performansımdan memnundu, ama Mustafa Doğan’ın kolu kırılınca yeniden stoper oynadım, sonra da yaklaşık 20 maç sol bekte oynadım. Yani farklı mevkiilerde oynayabiliyorum. Trabzonspor’da da bazen sol bek oynuyorum. Ön liberoda da başarılı olacağımı düşünüyorum.”

-Forvette oynayabilir misin?
“Yok ben forvette oynayamam. Forvet oynamak bir alışkanlık ve başka özellikler gerektiriyor. Bir stoperin oyun bilgisi iyiyse ön liberoda oynayabilir ama forvet çok başka bir şey.”

-Milli Takımımızın EURO 2008’deki şansını nasıl görüyorsun?
“Bence çekebileceğimiz en iyi kurayı çektik. İsviçre ve Çek Cumhuriyeti’ni rahatlıkla yenebileceğimizi düşünüyorum. Portekiz’i de kafa kafaya mücadele ederek mağlup edeceğimize inanıyorum. Ama tabii ki turnuvada günlük performanslar çok önemli, o gün, gününde olan, maça iyi konsantre olan takım sahadan galibiyetle ayrılacaktır. Portekiz ile beraber gruptan çıkarız.”

-Röportajımızın sonlarına yaklaşıyoruz. Taraftarlarınıza önümüzdeki sezon iyi bir Trabzonspor izleyebileceklerini söyleyebilir misin?
“Takımımızın transfere gerçekten çok ihtiyacı var. Ama umarım gerçekten kaliteli yabancılar transfer edilir. İnşallah gelecek vaat eden oyuncular değil de kendini ispatlamış oyuncular kadromuza katılır. Örneğin Marcelinho gibi kendini kanıtlamış, ne yapabileceği belli olan oyuncular aramızda olur. Bu tarz transferler yapılırsa gerçekten şampiyonluğa oynayabileceğimizi düşünüyorum. Şu anki kadromuzda 5-6 oyuncunun devam edeceği kesin, 11 oyuncu birden değiştirilmeyeceğine göre, iyi bir karma yapılıp Trabzonspor şampiyonluğa oynayacaktır.”

-Önümüzdeki sezon sen bu kadroda yer alacak mısın?
“Umarım ben de Trabzonspor’da forma giymeye devam ederim, şu an için böyle gözüküyor. Trabzonspor’un şampiyonluğunda benim de payım olur. Futbol hayatımdaki tek eksiklik Süper Lig’de şampiyonluk. İnşallah bunu da Trabzonspor ile birlikte gerçekleştiririm.”

“ERSUN HOCA KALMAMI İSTİYOR”

-Ersun Hoca ile önümüzdeki sezon ile ilgili görüştün mü?
“Bunu ilk defa söylüyorum, Ersun Hoca ile bire bir görüşmelerimizde takımda kalmamı istediğinin birkaç kez dile getirdi. Zaten Trabzonspor ile sözleşmem devam ediyor. Yalnızca bir madde var yönetim bunu kabul ederse otomatik olarak sözleşmem sürecek. Bir problem çıkacağını tahmin etmiyorum.”

-Marcelinho’nun gidişinin sebebi Ziya Doğan mıydı?
“Marcelinho ile aramız çok iyiydi. Marcelinho istediği yerde oynayamıyordu, Ziya Hoca onu farklı mevkiilerde kullanıyordu. Marcelinho bu nedenle mutsuz oldu, yoksa hiçbir problem çıkarmadı. Her idmana çıktı, çok disiplinli bir şekilde çalıştı, takımımız gol attığında en az diğer futbolcular kadar sevindi. Takım için çok mücadele etti, ama bence de yanlış yerde oynatıldı ve beklenen verim alınamadı. Şu anda Wolsfburg’da takımın lideri konumunda, Fenerbahçe için Alex neyse, Marcelinho da Wolsfburg için o. Marcelinho tartışmasız çok büyük bir futbolcu. Her zaman aynı şeyi söylüyorum, Lincoln gerçekten iyi bir futbolcu ama Lincoln’ün Almanya kariyeri ile Marcelinho’nun Almanya kariyeri karşılaştıralamaz. Marcelinho her yıl 15-16 gol atabilen bir oyuncu. Lincoln, Türkiye’ye gelmeden önceki sezon 5-6 gol attı. Marcelinho, Lincoln’den çok daha etklili bir oyuncu. Kariyerine bakmaksızın Trabzon’da herkes ile iyi ilişkileri olan, herkesi sevgi ile karşılayan birisiydi. Onun gidişine üzülmüştüm.

Aynı şekilde Musampa ve Szymkowiak da Trabzonspor için önemli kayıplardı. Musampa’ya çok az şans verildi, aslında çok kaliteli bir oyuncuydu. Herkes Musampa oynayamadığı için ne gerek vardı böyle bir oyuncuya, bitmiş dedi, Ama dışarıdan gerçekler tam olarak gözükmüyordu. Musampa çok çalışkandı ve oynamayı hak ediyordu. Maalesef oynatılmadı.

O dönemde kadromuz çok sağlamdı. Ersen Martin, Musampa, Gökdeniz, Szymkowiak, Marcelinho, Stepanov… İşte düşünün kadromuzu. Bu isimler pek oynatılmadı. İnşallah önümüzdeki sezon da iyi bir kadro kurulur ve başarılara koşarız.”

You may also like

0 comments

By