Bülent Ataman: 6-0’ın faturası bana çıktı

10 Ağustos 2010

Karabükspor büyük bir başarıya imza atarak Süper Lig’e uzun bir aradan sonra hem de çok rahat bir şekilde geri döndü. Bu geri dönüşte bazı isimler tabii ki ön plana çıktı. O isimlerden biri de deneyimli kaleci Bülent Ataman. Futbolseverlerin Göztepe ile adını özdeşleştirdiği başarılı file bekçisi, editörümüz Hilmi Sever’in sorularını yanıtladı.

Bugüne kadar bir çok röportaj yaptım ama en eğlencelilerinden biri şüphesiz Bülent Abi’yle gerçekleştirdiğimiz röportajdı. Son derece açık sözlü ve neşeli biri olan Bülent Ataman, tüm sorularımıza içinden geldiği gibi ve kendi üslubuyla yanıtlar verdi. Hatta bazı cevapları o kadar açıktı ki onların hepsini burada yazamayacağım. Bu açık sözlülüğünün çoğu zaman kendine zarar olarak döndüğünü söyleyen başarılı kaleci; “Her sene 25-30 futbolcuyla bir araya geliyorsunuz, benim arkamdan sahtekar, kulisci demesinler de en fazla kötü kaleci desinler. Allah’a şükür kötü bir kaleci olduğumu düşünmüyorum ama herkes de beni beğenmek zorunda değil. Dünya 3.’sü yapan teknik direktör Şenol Güneş’i bile yerden yere soktuk. O nedenle bana gelen eleştirileri de hiç takmıyorum.” diyebilecek kadar da kendiyle barışık bir insan.

Eminim bu röportajı okurken sizlerin yüzünde de ufak da olsa bir tebessüm oluşacaktır. Şimdi bu röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz:

“NEREYE GİDERSEM GİDEYİM EŞKİYA DİYORLAR”

-Adı Göztepe ile özdeşleşmiş oyunculardan birisin…
“Göztepe’de beni ben de Göztepe’yi çok seviyorum. Hatta o kadar ki İzmir’de bana Bülent değil, ‘Eşkiya’ derler. Göztepe taraftarı bana bu lakabı taktı. Nereye gidersem gidiyim, eşkiya diye bağırıyorlar, bundan rahatsızlğım yok. Karabük’te de aynı şekilde bağırıyorlar, Trabzon’a kiralık gittim orda bile eşkiya dediler. Bir eşkiyalığım yok ama napalım böyle seviyorlar. Yiğit namıyla anılırmış, biraz alçak gönüllük yapayım.”

-Beşiktaş’ta neden başarılı olamadın? Kısaca senden hem futbola başlayış serüvenini hem de daha sonra Beşiktaş’taki dönemini anlatmanı istesek…
“Futbola başladıktan yalnızca 3 sene sonra Beşiktaş’a transfer oldum. Ben Cenab-ı Allah’ın sevdiği kullardan biriyim. Bana bir kalecilik yeteneği vermiş. Fizik gücüm ve patlaycı kuvvetim çok fazla, avantajım bu. Ama ben 32 yaşından sonra profesyonelliği öğrendim. Şimdi aileler çocuklarını elleriyle alt yapılara yolluyorlar, annem ise top oynuyorum diye kovalıyordu beni. Kaçak kaçak futbol oynuyordum.

Hem sağlık memurluğu yapıyordum, hem de Trabzon Ofspor’da oynuyordum, bu sırada da transfer teklifleri geliyordu. Hatta Erzurumsporlu yöneticiler beni neredeyse döveceklerdi; ‘oğlum biz sana 30 yılda alacağın parayı vereceğiz diyorlardı’ yine de Erzurumspor’a transfer olmayı kabul etmedim. Daha sonra Trabzon’dan tayinimi Erzurum’a aldılar, ben de transfer olmayı kabul ettim. Erzurumspor’dan iyi para almama rağmen, garanti oluduğu için sağlık memurluğunu bırakmadım. O zaman babam rahmetli olmuştu, başımızda bir büyük yok, menajerlik sistemi de tam oturmamıştı. Kime ne soracaktım ki! Anneme kalsa futbolu bırak diyecek.

“BEŞİKTAŞ’A GİDERKEN SAĞLIK MEMURLUĞUNU BIRAKTIM”

Erzurum’da Çırçır mahallesindeki sağlık ocağında çalışıyordum. Erzurum’u da çok severim. Sağlık Koleji mezunuydum, çünkü garanti işti, o zaman küçük düşünüyorsun, Trabzon dışına o güne kadar çıkmamıştım. Lig bitmeden Erzururmspor ile sözleşme yeniledim ve bu kez sağlık memurluğumda aldığım paranın 30 katı değil 50-60 katına imza attım. Daha sonra Trabzon’a tatile gittim, başkan beni aradı Beşiktaş’a seni sattık dedi. Beşiktaş’a gideceğim hala sağlım memurluğunu nasıl bırakırım diye düşünüyordum. En sonunda başkan beni dövüyordu, sağlık memurluğunu Beşiktaş’a transfer olduğum zaman bıraktım. Baktım iş garanti ve aldığım para da ömrüm boyuncu sağlık memurluğumdan kazanacağım kadar oldu, ayağım kırılsa da artık sorun değildi.

“6-0’IN FATURASI BANA ÇIKTI”

Beşiktaş’ta o zaman Mrmic vardı, 26 maç falan ikinci kaleci bendim. 6 Avrupa maçı oynadık, 5’inde kadrodaydım. Hırvat Milli Takım kalecisinin arkasında oturuyorsun, bu da sonuçta bir başarıdır. Ama hala profesyonel anlayışım yoktu, çünkü başımda hiç bir yönlendiren yoktu. John Benjamin Toshack beni devamlı tutuyordu, çok beğeniyordu, hep çok iyi kaleci olduğumu söylüyordu. Ama bana vız geliyordu, aslında çok kariyerli bir teknik adam ama o zamanki düşüncem çok basitti. Bir TSYD maçı oynadık Galatasaray’la. 2-0 mağluptuk, kırmızı kart gördüm maç 6-0 oldu, tüm fatura bana çıktı. Takım yeni kurulmuştu, birine fatura çıkacaktı, en zayıf halka kimdi? Kaleci Bülent. Tüm gazete ve televizyonlarda herkes bana sallıyordu. Daha sonra kaldıramadım futbolu bıraktım, üç ay sonra Düzcespor’a kiralık gittim. Daha sonra Göztepe’ye gittim ve yine bir çıkış yakaladım.”

-Karabükspor’da kimle konuşursak konuşalım, takım için çok önemli bir isim olduğundan basediyorlar. Sen neler söyleyeceksin?
“Normal kendi hayatımı yaşıyorum, sağolsun takım arkadaşlarım beni çok seviyor. Sevgi saygı çerçevesinde takım arkadaşlarımla çok iyi bir ilişkim var. Dışarıdan çok sevilecek bir görüntüm yok ama sağolsunlar beni seviyorlar. Korku yok, saygı var.”

“ANTRENMAN ŞORTUYLA MAÇLARA ÇIKTIĞIMI HATIRLIYORUM”

-Karabükspor’a geldiğinde böyle bir başarı bekliyor muydun?
“Benim buraya transferim çok enteresandı. Altay’dan ayrıldıktan sonra, bir anda kendimi Karabükspor’da buldum. Karabükspor’a geçtiğimiz sezon geldiğimde takım küme düşmeye yakındı. Buraya geldiğim için çevremden baya bir tepki de aldım. Ama bir söz vermiştim, ağzımdan söz bir kere çıktı. Esasında başta biraz kıvırmaya da çalıştım ama sözümden dönemezdim. Karabükspor’da bu kadar büyük başarı beklemiyordum, iyiki gelmişim. Bana göre Karabükspor, Türkiye’de futbol oynanacak ilk 7 kulüpten bir tanesi. Tabii ki futbol oynarken zevk almanız da lazım ama sonuçta bu işi para kazanmak için yapıyoruz. Karabük’te her zaman paranız tam zamanında ve söz verildiği miktarda yatar. Tesislerimiz, antrenman sahamız ve malzemelerimiz kusursuz. Antrenman şortuyla, maça çıktığım takımlar da hatırlıyorum, bu işin çamurundan geldim. Karabük dışardan bakınca kapalı bir kutu gibi geliyor ama bir futbolcu için Karabük tam bir cennet. 19 yıldır bu işin içindeyim, ilk defa bir kulübe güvenerek yatırım yapıyorum. Allah’a şükür her yerden paramızı aldık ama burada ayın 15’inde paran yatacak dendiği zaman param yatıyor, kafamda hiç sıkıntı olmuyor.”

-Karabükspor Süper Lig’de neler yapabilir?
“Karabük önü açık bir kulüp, en önemlisi hiç borcu yok. Çok iyi transferler yapıldı. Bir kaç yıl içinde ilk 5’e hatta Avrupa Kupaları’nda mücadele edecek bir takım haline gelebiliriz. Tesisleşme ve alt yapıya çok önem veriliyor, bu da beni takımın geleceği için daha çok umutlandırıyor.”

“BİR LİRA BORCUMUZ YOK”

-Tabii ki yeni bir takım için ilk yıl çok önemli. Örneğin Eskişehirspor’da ilk yılında düşme potasının hemen üzerinde yer almıştı, bu sene ise ilk 5’i zorlayan bir takım haline gledi..
“Eskişehirspor önceden de Süper Lig’de çok başarılı olmuş bir takım, Eskişehir de benim çok sevdiğim kulüplerden bir tanesi, müthiş bir taraftar güçleri de var. Ama Karabükspor’un Eskişehirspor’dan da çok önemli bir artısı var. Buranın bir lira borcu yok, ekonomik durum takımların başarısında çok önemli bir faktör. Süper Lig’e çıkınca büyük bir para da gelecek. Karabük’te birlik beraberlik de üst düzeyde, başka şehir takımlarında sürekli olarak başkanlık yarışı olur, siyasiler işin içine girmeye çalışır, ortalık karışır. En basitinden Rıza Çalımbay’ın başarısı ortada ama buna rağmen bir süre önceye kadar sürekli olarak çeşitli çevrelerden gitmesi yönünde baskı oluşturuluyordu. Neyseki doğru bir iş yaptılar ve Rıza Hoca ile sözleşmelerini uzattılar. Rıza Hoca’nın değerini bilmeleri gerekiyor. Karabükspor kafa olarak da çok rahat bir kulüp.”

-İzmir’den neden bir takım uzun yıllar Süper Lig’e çıkamadı?
“Çünkü hepsi birbirini yiyiyor. Arada bir tek etliye, sütlüye karışmayan Bucaspor sessiz sedasız Süper Lig’e çıktı. Çünkü Bucaspor’u rakip görmüyorlardı, Buca aradan vurdu, gitti. Spor kamuoyunun belki fazla bilgisi yoktur ama Bucaspor Türkiye’nin en iyi alt yapılarından birine sahip. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’tan daha iyi bir alt yapısı olduğunu düşünüyorum.”

“GÖZTEPE GİBİ 40 YABANCI DENEMEZSENİZ..”

-Bucaspor’u yakından tanıyan bir isimsin Süper Lig’de neler yapabilir?
“İyi işler yapabilirler. Çünkü Süper Lig’e çıkınca 20 milyona yakın para geliyor. Bu parayı akıllıca kullanırsanız, Süper Lig’de de kalıcı olabilirsiniz. Göztepe gibi bir senede 40 tane yabancı denemezsen, Süper Lig’de kalırsın. Göztepe ile Süper Lig’de oynarken, başımızda sağolsun Jarabinsky vardı, neyse pek bir şey demek istemiyorum ama Karabükspor’da parayı cebe atanlar yok.”

“BAKTIM TOP KÖŞEYE GİDİYOR, GOL GÜZELLEŞSİN DİYE ATLADIM”

-Bu sene Bank Asya’da seni şaşırtan takımlar hangileriydi?
“Rizespor ve Konyaspor beni şaşırttı. Rize’nin bu kadar kötü bir duruma düşeceğini düşünmemiştim. Konyaspor’un da çok daha erken Süper Lig’e çıkmasını bekliyordum. Bucaspordan da böyle bir çıkış beklemiyordum. Bolu’dan da daha iyi bir çıkış bekliyordum. Levent Hoca da Giresunspor’a erken gitseydi, en azından play-off’a kalabilirlerdi. Konyaspor’un en büyük hatası Hüsnü Özkara’yı göndermek oldu. Onda ısrar edilseydi, işi son ana bırakmayabilirlerdi. Çünkü kadroyu o kurdu, Fuat Hoca ve Ziya Hoca onun kurduğu kadroyla bir şeyler yapmaya çalıştılar.”

-Yediğin en güzel gol hangisiydi?
“Ümit Karan bana bir tane gol attı Manisa’dayken onu hala unutamıyorum. Aslında o golü ben de güzelleştirdim. Baktım köşeye gidiyor, kurtaramayacağım yine de atladım, gol güzelleşsin diye. Hala TRT’nin jeneriklerinde gösteriyorlar. Ümit Karan’a hiç şansım tutmuyor, hatta senin şansına diyip duruyordum, o da napıyım ya vurdum girdi demişti. Bir maçta ben oynamıyordum, o oynuyordu, ‘şimdi ben nasıl got atacağım’ dedi. Sonra bir gün de ben oynuyordum, o oynamıyordu oh dedim yırttık. Ümit Karan imkansız golleri atan bir adam, müthiş bir özgüveni var.”

You may also like

0 comments

By