Batista: Alex mi? Felipe varken…

26 Mart 2011

Joao Batista Casemir Marques yani kısaca Batista. Galatasaray’da şampiyonluk gören Brezilyalılardan biri o. 21 yaşında genç bir futbolcuyken Gaziantepspor’da başlayan Türkiye macerası, Galatasaray, Konyaspor ve Kasımpaşa ile son buldu. Tabii arada Shakthar Donetsk ile geçen bir yılı da unutmamak lazım.

2001 yılının ilk günlerinde Mircea Lucescu’nun çalıştırdığı sarı-kırmızılı takıma Gaziantepspor’dan büyük umutlarla transfer edildi. Yaşadığı talihsiz sakatlıklar, onun performansını olumsuz etkilese de Galatasaray taraftarı için yeri ayrı oldu. Nasıl olmasın ki, Galatasaray’a ve futbola olan tutkusu onu en acılı gününde bile formasından ayıramadı. Annesinin ölüm haberin aldığı gün CSKA Sofya karşısına çıkan Batista, maçın yıldızlaşan ismiydi.

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ve mücadeleci yapısıyla akıllarda yer edinen sempatik oyuncu Batista, Hilmi Sever’in sorularını yanıtladı.

Batista’nın Türkiye’de geçirdiği 10 yıl, formasını giydiği takımlar ve Türk vatandaşlığına geçmesi Brezilya’da oldukça dikkat çekmiş ve ilgi uyandırmış. Bunun üzerine Brezilyalı bir yazar Batista’nın hayatını kitap haline getirme kararı almış. Ve Brezilyalı oyuncu kitap için gerekli dökümanları toplamak ve eski dostlarıyla yeniden bir araya gelmek için ‘ikinci vatanım’ dediği Türkiye’ye kısa bir süreliğine de olsa geldi.

Batista’nın geldiğini duyunca onunla röportaj yapmamak da olmazdı. Brezilyalı oyuncu, editörümüz Hilmi Sever’in sorularını yanıtladı ve ortaya keyifle okuyacağınız bir röportaj çıktı. Eski takım arkadaşı da Cihan Haspolatlı da röportajımız sırasında Batista’yı görmek için kısa bir süreliğine yanımıza geldi.

Şimdi bu röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz:

-Yeniden Türkiye’desin. Neler hissediyorsun?
“Yaşadığım sakatlıklar nedeniyle iki sene önce futbolu bıraktım. Türkiye’de çok başarılı oldum, 10 sene burada oynadım, Türkiye ikinci memleketim, bana her şeyimi verdi. Türkiye’yi asla unutmuyorum. Brezilya’da neyim varsa Türkiye’de kazandım. Türkiye’de çok iyi arkadaşlarım var, iki sene sonra burada olduğum için çok mutluyum. Havalimanında ve sokaklarda görenler beni hatırlıyor ve ilgi gösteriyor. Bu da beni mutlu ediyor.”

-Türkiye’de geçen yılları senden kısaca dinleyebilir miyiz?
“21 yaşımda Türkiye’ye geldim. G.Antep’e ilk geldiğim yıl iki sakatlık geçirdim, uyum sürecini atlatamadım ve Brezilya’ya geri döndüm. Yalnızca bir sene sonra 1999’da yine Gaziantepspor’a transfer oldum ve her şey başlamış oldu. 1999-2001 arasında Gaziantepspor’da forma giydim. Çok iyi bir takımımız vardı ve şampiyonluğa oynuyorduk. Son senemde ligi üçüncü tamamladık.

Ve ardından Galatasaray günlerim başladı. 2001-2002 sezonunun devre arasında Galatasaray’a transfer oldum ve ilk yılımda şampiyonluğu yaşadık. Ama sonraki yıllar çok sakatlık geçirdim. Kariyerimde toplam 7 kez ameliyat oldum ve bu nedenle 34 yaşımda, çok erken fubolu bıraktım.”

BATISTA’NIN UNUTAMADIĞI MAÇLAR…

-Unutamadığın maçlar hangileri?
“Galatasaray’da ilk maçımda Kocaelispor’a gol atmıştım, o benim için çok özeldi. Bir ortam da Cihan’ın ters vuruşuyla gol olmuştu. Gaziantep’te oynadığım ilk maçta 20 dakika sonra sakatlanıp oyundan çıkmıştım, o da hala aklımda. Tabii annemin öldüğü gün Galatasaray ile CSKA Sofya’ya karşı oynadığım maç da çok özeldi ve o duygularımı asla unutamam”

-G.Saray’da en iyi anlaştığın isimler kimlerdi?
“Ümit Davala, Cihan, Hasan Şaş, Mondragon, Ümit Karan, Hakan Ünsal ve Arif var.”

ŞU AN NE YAPIYOR?

-Peki bu dostlarınla daha sonraki yıllarda görüşmeyi sürdürdün mü?
“Hayır maalesef. Futbolu bırakınca büyük bir boşluk içine düştüm, büyük stres yaşadım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Çok fazla televizyon seyrediyorum, alışık olmadığım şeyleri yaşamaya başladım. Mesela çocuklarım artık hep üzerimdeydi ama hayatımda heyecanın eksik olduğunu hissediyorum.”

-Futbolu bırakınca başka bir iş yaptın mı?
“Antrenörlük yaptım ama daha farklı bir iş yapmak istiyorum. Son dönemde Brezilya’da bir firma açtım ve bina yapıp, satıyorum.”

-27 DERECEDE ANTRENMAN…

G.Saray’da birlikte çalıştığın Mircea Lucescu, daha sonra seni Shaktar Donetsk’e götürdü. Shaktar’da bekleneni veremedin. Bunun sebebi sana göre neydi?
“Shaktar’da bir sene kaldım ve yine şampiyonluk gördüm. Ukrayna’ya ilk gittiğimde çok hasta oldum ve iki hafta hastanede kaldım. Takım iyi gittiği için Lucescu bana fazla forma şansı vermedi. Benim bölgemde şu an Bayern Münih’te oynayan Tymoshchuk forma giyiyordu. Sezon sonunda daha fazla oynamak için Lucescu’ya takımdan ayrılmak istediğimi söyledim ve ayrıldım. Ayrıca Ukrayna hep çok soğuktu ve yaşaması zor bir ülkeydi. -27 derecede antrenmana çıktık. Böyle bir şey olamazdı. Daha sonra Konyaspor’a döndüm.”

-Çalıştığın en iyi teknik direktör hangisiydi?
“Mircea Lucescu.”

FATİH TERİM VE LUCESCU FARKI…

-Lucescu’nun futbolumuzda da derin izleri var. Ne zaman büyük bir takımımız teknik direktör arasa ilk onun adı akla geliyor. Sen eski bir futbolcusu olarak onu nasıl anlatırsın?
“Lucescu çok büyük bir antrenör ve farklı bir insan. Aynı zamanda oyuncularıyla arkadaş gibi.”

-Fatih Terim’le de bir yıl çalıştın. Terim ve Lucescu’nun farkları nelerdi?
“İkisinin çalışma tarzı çok farklıydı. Lucescu sürekli taktik üzerine düşünürdü, işe bilimsel yaklaşırdı ve bize de bunu anlatırdı. Fatih Terim ise motivasyon konusunda çok başarılıydı, sürekli olarak bizimle konuşurdu. Lucescu taktik, Fatih Terim motivasyon uzmanı diyebilirim.”

“G.SARAY’I RÜYAMDA 11. GÖRSEM İNANMAZDIM”

-Peki bugüne dönersek, Galatasaray tarihinin en kötü günlerini geçiriyor. Şu an ligde 11. sırada. Böyle bir durum hiç aklına gelir miydi?
“Asla aklıma bile gelmezdi, rüyamda görsem inanmazdım. Galatasaray’ın, Fenerbahçe ile oynadığı maçı izledim. İlk yarı iyi oynadılar ama ikinci yarıda Fenerbahçe iyiydi.”

-G.Saray’daki bu kötü gidişin en büyük nedeni sana göre nedir?
“Bizim dönemimizden beri Galatasaray’da oyuncu istikrarsızlığı yaşanıyor. Fatih Terim başımızdaken, bir yabancı geliyordu, ertesi gün gidiyordu, sonra bir başkası geliyordu, o da iki gün sonra gidiyordu. Fenerbahçe’ye bakın Alex 7-8 yıldır orada. Son yıllarda yabancı oyuncular konusunda çok istikrarlılar.”

“G.SARAY SAVAŞMIYOR, TAKIMIN RUHU YOK”

-Senin dönemindeki Galatasaray ile şu anki Galatasaray’ın farkları neler?
“Galatasaray bizim dönemimizdeki gibi savaşmıyor, takımın ruhu yok gibi. Bizim takımımızda çok tecrübeli ve milli takımlarında sürekli oynayan yıldız oyuncular vardı. Şu an çoğu genç ve tecrübesiz. Orta sahada eleştirilse de Ayhan forma giydiği maçlarda savaşıyor.”

-Ayhan’ın yanında savaşçı bir Batista olsa orta saha toparlanır mıydı?
“Galatasaray’ın orta sahası gerçekten çok kötü. Bu takıma ben de fayda etmezdim.”

-G.Saray’da birlikte oynadığın yabancı oyuncular kimlerdi?
“Peres, Capone, Lukunku, Victoria, Mondragon, Florquin, Radu, Pinto, Petre, Prates, Christian, Revio, Baliç, Bratu ve Felipe. Belki çok isim oldu ama bu oyuncuların bir kısmı son dönemimde gelip gitti.”

“EN İYİ FUTBOLCU FELİPE’YDİ. FELİPE ÇOK BAŞARILI OLABİLİRDİ.”

-Birlikte oynadığın en iyi oyuncu kimdi?
“Kesinlikle Felipe. O inanılmaz bir futbolcuydu. Onun burada oynayamayacağını tahmin ediyordum. Çünkü fazla koşmadan oynuyordu ama burada yine de inanılmaz koştu.”

-Koşmadan oynuyor dedin, Alex gibi yani…
“Felipe, Alex’ten farklıydı. Felipe topla buluşunca süratleniyordu ve çok çabuktu. Alex daha ağır ama kimse onun ne yapacağını tahmin edemiyor, çok hızlı düşünüyor.”

-Felipe yeni Hagi olarak G.Saray’a transfer oldu. Ama Fatih Terim onu çok çabuk gönderdi. Felipe, neden gönderildi?
“Niye gönderildiğini bilmiyorum. Demek ki beğenmedi.”

-Felipe kalsaydı, Hagi gibi unutulmazlar arasına girer miydi?
“Felipe’de ısrar edilseydi çok başarılı olurdu ve Galatasaray’ı büyük başarılara taşıyabilirdi.”

“ALEX TÜRKİYE’DE BÜYÜK İSİM”

-G.Saray’a son dönemde gelen Brezilyalılar başarılı olamadı. Felipe, Lincoln, Elano ve Jo. Bu listeye Beşiktaş’tan Ricardinho ve Trabzon’dan Marcelino’yu da ekleyebiliriz.
“Mesela Alex, Brezilya’da buradaki kadar meşhur değil. Alex, Türkiye’de çok büyük isim. Bu oyuncunun Türkiye’deki futbol sistemine uyum sağlayıp sağlayamaması ile ilgili. Alex, Türkiye’deki futbolu çözmüş durumda. O inanılmaz rahat bir insan. En büyük şansı takımda çok sayıda Brezilyalı oyuncunun olması. Yoksa bana göre bu kadar uzun yıllar kalmazdı. Brezilya’da futbol daha teknik. Türkiye’de çok sert futbol oynanıyor. Ayrıca antrenmanlar da inanılmaz ağır. Ama ben burada kalmak istiyordum ve buna alıştım.”

-Felipe, Lincoln ve Alex. Bu üç isimden hangisi sana göre daha yetenekli?
“Ben Felipe’yi tercih ederim. Ama bir takım kursam üçünü de aynı takımda oynatırım.”

“G.SARAY-F.BAHÇE MAÇLARI SAVAŞ GİBİ”

-Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki derbi maçlarda sen de forma giydin. Derbi maçların atmosferi nasıl oluyor?
“Türkiye’de derbi maçlar deli bir şey. Brezilya’da böyle bir şey görmedim. Burada taraftarlar çok daha fanatik. Türkiye’de derbi savaş gibi. Herkes savaşa gidecek gibi hazırlanıyor. Ama bu da normal. Çünkü Brezilya’da 15 büyük takım var, en az 10 derbi var. Mesela Rio’da Vasco, Botofogo, Flamengo ve Fluminense, Sao Paola’da Santos, Corinthians, Sao Paola ve Palmeiras. Türkiye’de ise yalnızca Galatasaray ve Fenerbahçe derbisi var.”

-Fenerbahçe, Trabzonspor ile şampiyonluk yarışı içinde. Hangi takım şampiyonluğa uzanır?
“Fenerbahçe’yi şampiyonluğa daha yakın görüyorum.”

“HAGI BÜYÜK FUTBOLCU AMA BÜYÜK HOCA DEĞİL”

-G.Saray’da Hagi’nin gitmesine artık kesin gözüyle bakılıyor. Fatih Terim’in yeniden takımın başına geçmesi gündemde. Terim, G.Saray’ı ayağa kaldırabilir mi?
“Takım çok kötü durumdu. Fatih Terim tek başına ne yapabilir ki! İyi futbol iyi oyuncularla oynanabilir.”

-Hagi ile ilgili neler söyleyeceksin?
“Hagi dünyanın en büyük futbolcularından biriydi ama hocası değil. Hagi, Galatasaray’a bir kez geldi gitti, şimdi yine gidiyor. Hagi, nerelerde çalıştı, ben çok fazla bilmiyorum. Ama tabii çok sıkıntılı bir dönemde geldiğini de söylemek lazım.”

“BENİ EN ÇOK HASAN ŞAŞ KIZDIRIRDI. BÜLENT KORMAZ DELİYDİ”

-Türkiye’de seni en çok ne kızdırırdı?
“Hasan Şaş kızdırırdı. (Gülmeye başlıyor) Hasan Şaş deliydi, sürekli benimle şakalaşıyordu. Sürekli vurup kaçıyordu, itip duruyordu. Hasan Şaş’ı gerçekten çok seviyorum.”

-Efsane kaptan Bülent Korkmaz’la da çok yakın olduğunuzu biliyoruz. Onunla ilgili neler söyleyeceksin…
“Bülent Korkmaz, çok büyük kaptan va savaşçı. Her takım arkadaşıyla tek tek konuşurdu, hem de çok konuşurdu. Bazı oyuncular çok konuşur ama sahada bir şey yapamaz. Bülent Korkmaz, takım için çok konuşurdu ama sahada da inanılmaz mücadale ederdi. Tüm takıma güç verirdi ve bizi motive ederdi. O deli zaten. Adam çıkık omuzla, kırık kolla UEFA Kupası’nı havaya kaldırdı. İnanılır gibi değil. Futbolda temel şey istek ve hırstır.”

“BİRA İSTİYORDUM ÇAY VERİYORLARDI”

-Senin de uzun süre futbol oynadığın Ali Sami Yen kısa bir süre sonra tamamen yıkılacak. Ali Sami Yen senin için neler ifade ediyor?
“Ali Sami Yen bizim evimiz gibiydi. Seyirci sahaya çok yakındı ve sanki beraber futbol oynuyor gibiydik. İnanılmaz bir baskı oluşturuyorlardı. Arena’yı henüz görmedim ama oradaki sıcaklığın olacağını düşünmüyorum. Türkiye’deki en iyi stat Ali Sami Yen’di. Shakthar’da oynarken, Celtic Park’ı da çok beğenmiştim. Taraftarlar sahaya çok yakındı. Orada hiç bir şey duymuyordum. Maç başlayıp, bitene kadar kimse bir şey duymuyordu. Türkiye’de ise taraftarın küfürlerini net duyuyorduk.”

-Türkiye’de yaşadığın en ilginç olay neydi?
“İzin günümde Konya’da bara gittim, bir bira istedim. Fazla içmiyorum ama dört gün iznimde Konya’da kaldım, barda bira istedim çay verdiler. Bir daha bira istedim, yine çay verdiler. Sanırım o barda çaydan başka bir şey yoktu.”

You may also like

0 comments

By