Skibbe: Arda sadece çalımı düşünüyordu

2000-2005 yılları arasında Alman Milli Takımı’nda görev alan ve Alman futbolunun yapılanmasında pay sahibi olan Michael Skibbe, Alman modelini Hilmi Sever’e anlattı. Skibbe “Mesut olmasaydı belki dünya şampiyonu olamazdık” dedi.

Michael Skibbe, üç yıl aradan sonra Eskişehirspor’a döndü.

Türkiye’de Galatasaray ve Kardemir Karabükspor’u da çalıştıran 49 yaşındaki Alman teknik adam, hedeflerini, Eskişehirspor’da başarı ve yetenekli genç Türk oyuncuları ortaya çıkarmak olarak özetliyor.

Alman futbolunun yeniden yapılandığı yıllarda milli takımda görev alan Skibbe, Türkiye futbolunda kurtuluş reçetesi olarak görülen ‘Alman modeli’nin detaylarını anlattı.

Mesut Özil’i Alman Milli Takımı’nda oynaması için ikna eden kişinin kendisi olduğunu belirten Skibbe, “Mesut Özil olmasaydı belki Almanya dünya şampiyonu olamazdı” ifadelerini kullandı.

Galatasaray’da kendine 3-4 yıl sabredilseydi başarıların geleceğinden emin olduğunun da altını çizen Alman teknik adam, Erkan Zengin’in forma giydiği her takıma katkı sağlayacak bir isim olduğunu da sözlerine ekledi.

Üç yıl aradan sonra Eskişehirspor’a döndünüz. Nasıl bir takım buldunuz?

Kesinlikle iyi bir takım bulduğumu söyleyebilirim. Genç oyuncuların yanında, daha önce çalıştığım Sezgin ve Diego gibi deneyimli oyuncularımız da kadroda yer alıyor. Umarım ikinci yarıda hedeflerimize ulaşırız.

Türk futbolu düşüşte ve sürekli olarak Alman modeli kurtuluş reçetesi olarak gösteriliyor. Alman modeli nedir? Nasıl farkları var?

Alman modelinden bu kadar bahsedilmesinin sebebi, özellikle son yıllarda oynanan kaliteli futbol ve elde edilen başarılardır. Hak edilerek kazanılan dünya şampiyonluğu bunun en büyük kanıtı. Altyapıya çok fazla yatırım yapılıyor, bu da iyi futbol olarak karşılığını veriyor. 6-8 senelik bir planlama yapılıyor ve genç bir oyuncunun altyapıdan profesyonelliğe gidişine kadar her şey kontrol altında tutuluyor. İşte bu disiplinle futbolcu yetiştirilmesi, Alman modelinin farkı.

Almanya’da 6-8 senelik bir planlama yapılıyor ve genç bir oyuncunun alt yapıdan profesyonelliğe gidişine kadar her şey kontrol altında tutuluyor. Türkiye’de ise yöneticiler 6-7 ayda bir sıkılıp başka bir plan uygulayalım diyorlar.

Alman Milli Takımı ve Dortmund altyapılarında başarı elde ettiniz. Altyapıda başarı için neler gerekiyor?

Almanya’da her şey sisteme dayalı ilerliyor ve buna mutlaka bağlı kalınıyor. Türkiye’de ise belirli bir plan-program izlenmiyor. Çok hızlı değişiklikler yapılıyor. Yöneticiler yapılanma adına bir yola giriyor ancak 6-7 ayda sıkılıp ‘Başka bir program uygulayalım’ diyorlar.

Bayer Leverkusen’dan Galatasaray’a geçtiğim zaman büyük bir yapılanma düşüncesi vardı ama maalesef uygulayamadık. Türk kulüplerindeki yöneticiler uzun vadeli düşünmüyorlar, sabredemiyorlar. Galatasaray’da 10 ay çalıştım, orada bana 3-4 sene sabretselerdi büyük başarılar elde ederdik. Ne yazık ki olmadı. Türk Futbolu’nda zihniyet değişikliğine gitmek lazım.

Mesela Arda Turan benim öğrencimdi. İnanılmaz çalımlar atıyordu ama çalımları atarken önünde bir hedef yoktu. Sadece çalım atmayı düşünüyordu. Ben de Arda’ya dedim ki; ‘Arda, çalım atıyorsun ama attığın çalımlar bir hedefe yönelik olmalı. Ya atağı sonuçlandıracaksın ya pas vereceksin ya da orta yapacaksın” dedim. O da “Tamam hoca, yapacağım” dedi ve anladı. Kendini o kadar çok geliştirdi ki şu anda uluslararası bir yıldız.

Portekiz ve Fransız takımlarının da çok iyi altyapıları var. Alman modelini bu ülkelerden öne çıkaran özellik nedir?

Her zaman Alman modeli önde değildi. 2000-2005 yılları arasında Alman Milli Takımı’nda altyapıdan sorumluydum, o dönemde temelini attık ve bugünlere geldik. Yardımcılarımı farklı ülkelere gönderdim ve oradaki izlenimlerini bana aktarmalarını istedim. Nasıl idman yapıyorlar? Ne şekilde bir program uygulanıyor? Elime detaylı bir rapor geçti. Bu değerli bilgileri, Almanya’daki disiplinle birleştirerek uyguladık.

Bu konuda deneyimli biri olarak, Türkiye Futbol Federasyonu sizden faydalanmak isterse destek verir misiniz?

Türkiye’deki önceliğim Eskişehirspor’a hizmet etmek. Fikrimi sorarlarsa tabii ki meslektaşlarıma fikir verip, yardım etmek isterim. Ama bu işin temeli uzun vadeli düşünmek, ancak o zaman başarı ortaya çıkar.

Yeni yabancı kuralı Türk futbolunu olumsuz etkiler mi?

Bu yeniliğin Türk futboluna nasıl etki yapacağını bilemiyorum. Avrupa ülkelerinde ve Almanya’da yabancı sınırlaması yok. Almanya’da 11 Fransız oyuncuyu sahaya sürebilirsiniz ama bunun mantıklı bir gerekçesini görmüyorum. Mesela gelecek sezon Eskişehirspor’un da kadrosunda 14 yabancı oyuncu bulunmayacağını söyleyebilirim. Altyapıya yatırımı iyi yaparsanız, sadece en iyi yabancı oyuncuları takımın içine yerleştiririsiniz. Benim buradaki en büyük amacım genç Türk futbolcuları iyi eğitip, ortaya çıkmalarını sağlamak olacak.

Mesut Özil Almanya’yı tercih ettiği dönemde Alman Milli Takımı’nda görev yapıyordunuz. Mesut Özil’in Alman Milli Takımı’nı tercih etmesi nasıl oldu?

Mesut benim öğrencim değildi ama Alman Milli Takımı’nı seçmesi için büyük çaba gösterdim. O dönemde milli takımdaki altyapı çalışmalarından sorumluydum. Mesut Özil Rot-Weiss Essen gibi düşük seviyeli bir takımdan Schalke’ye geçmişti. Schalke’li bir yönetici yanıma geldi ve “Çok yetenekli bir genç transfer ettik, yakından ilgilenirseniz çok iyi olur” dedi. Ben de Mesut ve babasıyla konuştum ve Alman Milli Takımı’nı seçmesi için ikna ettim.

Alman Milli Takımı’nı seçmesi için Mesut Özil’i ve babasını ikna ettim. Benim için zor olmadı çünkü ikisi de Almanya’yı istiyordu. Mesut Özil Türkiye için büyük kayıp oldu. Mesut olmasaydı, belki Almanya dünya şampiyonu olamazdı.

Mesut Özil’in babasını nasıl ikna ettiniz? Fatih Terim de babası ile görüşmüştü ancak Mesut’un tercihi Almanya olmuştu…

Benim için çok zor olmadı. Çünkü Mesut Özil ve babasının kafasında Alman Milli Takımı vardı. Babası özellikle Mesut’un Alman Milli Takımı’nda oynamasını istiyordu. O, Türk Milli Takımı adına büyük kayıp oldu. Mesut Özil çok özel bir oyuncu. O olmasaydı, Almanya belki dünya şampiyonu olamazdı.

Sadece Mesut Özil değil bir çok Türk kökenli oyuncuyu ikna etmeye çalıştım. Onlardan biri de Nuri Şahin’di ama Nuri bana; “Ben annemin ve babamın memleketi olan Türkiye için oynamak istiyorum” dedi. Buna saygı duymak lazım. Benim üzerinde en çok durduğum şey, Almanya’da yaşayan Türklerin, hem Almanya’yı hem de Türkiye’yi kalpten sevmeleri.

İlk iç saha maçınızda rakibiniz eski takımınız Galatasaray…

Galatasaray maçını heyecanla bekliyorum. Eskişehirspor’daki ilk dönemimde Galatasaray ile 10 gün içinde iki maç oynamıştık. Bir kez daha karşılaşacak olmaktan dolayı çok mutluyum. Yine güzel bir 90 dakika olacaktır. Orada mutlu bir 10 ay geçirdim, o dönem benim hayatımı zenginleştirdi. Galatasaray’daki arkadaşlarımı yeniden görmek güzel olacak.

Erkan Zengin takımdan ayrıldı ve Trabzonspor’a transfer oldu…

Erkan Zengin benim çok takdir ettiğim bir oyuncu. Çalım atma ve oyunu okuma yeteneği çok ileri seviyede. Üç sene önce Eskişehirspor’da benim öğrencimdi. Görüyorum ki kendini çok geliştirmiş, bu nedenle Trabzonspor ve Fenerbahçe kendisi ile ilgilendi. Erkan’ın formasını giydiği her takıma faydalı olacağını düşünüyorum.

Almanya’da statlar nasıl bu kadar doldu?

Önce modern ve iyi statlar yapıldı. Bilet fiyatları çok yüksek belirlenmedi. Deplasmana da takımlar taraftarlarıyla gidebiliyor. Ve medya yoluyla da çok iyi bir pazarlama stratejesi uygulanıyor.

Türkiye’de de modern statlar yapıldı, bilet fiyatları da çok pahalı sayılmaz…

Bu sene öncelikle Passolig uygulaması nedeniyle bazı sorunlar yaşanıyor. Bu da sanırım taraftarları rahatsız ediyor. Taraftar stada daha rahat girmek ve kendini hep böyle kontrol altında hissetmek istemiyor. Avrupa ve dünya şampiyonalarında da bu kontrol var ama Bundesliga’da yok.

Çalıştığınız en iyi oyuncular kimlerdi?

O kadar çok iyi futbolcu ile birlikte çalıştım ki, bir isim vermem mümkün değil. Kalecilerden Oliver Kahn ve Lehmann, benim için çok özel bir isim Michael Ballack ile birlikte çalıştım. Leverkusen zamanında Dimitar Berbatov, ayrıca Philipp Lahm ve Bastian Schweinsteiger gibi isimlerin de hocalığını yaptım.

Anadolu’dan bir şampiyon daha çıkar mı? Yerine göreve geldiğiniz Ertuğrul Sağlam bunu Bursaspor ile başarmıştı.

Gayet tabii, niye olmasın. Ertuğrul Sağlam, Bursaspor ile büyük bir iş yaptı. Çok iyi bir teknik adam olduğunu söyleyebilirim. Eskişehirspor takımını da çok iyi yerlere getirdi. İstanbul’dan uzak olan takımların başarı elde etmesi için uzun vadeli düşünmesi gerekiyor. İstanbul’un üç büyük takımına Trabzonspor ve Bursaspor’un günden güne daha yaklaştığını görüyoruz. Biz de önce Bursaspor ve Trabzonspor’a ardından da İstanbul’un üç büyük takımına yaklaşıp geçmek istiyoruz.

You may also like

0 comments

By