Portekiz: Sporting Lizbon Akademi ‘Akademi Sporting’in DNA’sıdır’

Ronaldo, Simao, Quaresma ve Figo gibi süper yıldızların yetiştiği, dünyanın en iyi alt yapılarından biri olan Sporting Akademi’ye girdik ve Akademi’nin Genel Direktörü, yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda bir akademisyen olan Pedro Mil-Homens ile çarpıcı bir röportaj gerçekleştirdik.

Ülke futbolumuzun en büyük sorunu olarak hep alt yapılar gösterilir. Bu sorun dilden dile dolaşır ancak şu ana kadar bir çözümü bulunabilmiş değil. Her gelen yönetim ve teknik adam alt yapıya önem vereceğini söyler ancak bir süre sonra, kısa vadeli başarılara ulaşmak adına bu söylenenler unutulur. Avrupa’da ise alt yapılar adeta baş tacı durumunda.

Başarılı alt yapı denilince de dünyada ilk akla gelen takımlardan biri şüphesiz Portekiz’in köklü kulüplerinden Sporting Lizbon. Futre, Figo, Ronaldo, Nani, Quaresma ve Simao gibi büyük yıldızların yetiştiği Sporting alt yapısı 2002 yılından itibaren Sporting Akademi adıyla bu işi tam anlamıyla kurumsallaştırdı. Bir fabrika gibi işleyen Sporting Akademi’de kapıdan içeri girer girmez farklı bir dünyaya geldiğinizi anlıyorsunuz. Sistem, disiplin ve işe saygı gibi sözcüklerin gerçekliğiyle karşılaşıyorsunuz.

Sporting Akademi’ye gidip bu işi yerinde inceledik. Acaba iyi bir alt yapının sırrı nedir?, Yıldız oyuncu nasıl keşfedilir?, Oyuncu eğitiminde nelere dikkat edilmeli?, Sokak futbolu bir genç oyuncuya neler katar? Bunlar ve daha fazla sorunun cevabı bu röportajda gizli.

Sporting Akademi Genel Direktörü, yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda bir akademisyen olan Pedro Mil-Homens ile tüm futbol dünyamıza faydalı olacağını düşündüğümüz, ders niteliğinde detaylı bir röportaj gerçekleştirdik.

-İlk olarak sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Sporting’le tanışmanız nasıl oldu?
“2001 yılından bu yana Sporting’de görev alıyorum. Akademi’nin oluşum sürecinden itibaren buradayım. Aynı zamanda Lizbon Teknik Üniversitesi’nde profesörüm. Spor bilimleri üzerine çalışmalar yapıyorum ve dersler veriyorum. Bir teknik direktör değilim ama bir bilim adamı olarak Akademi’ye yaptığım en büyük katkı futbolun teknik, fizik gelişim ve psikolojik destek konularında alanlarının en iyilerini buraya getirdim. Bunun neticesinde de başarı geldi. Herkes en iyi olduğu konuda, uzman olduğu konuda Sporting Akademi’nin faydası için çalışıyor. Müthiş bir ekibiz.”

-Dünyanın en iyi alt yapılarından biri sahip olan Sporting Akademi’yi sizden dinleyebilir miyiz?
“Sporting Lizbon’un alt yapısı çok büyük bir gelenektir. Akademi 2002 yılında kuruldu, Akademi’den önce daha basit şartlarda alt yapımız sürüyordu. Ama çok köklü bir alt yapıya sahiptik. Sporting Lizbon alt yapısından çok büyük yıldızlar çıktı ama örneğin Luis Figo alt yapıdan çıktığı zaman böyle büyük imkanlarımız yoktu. Şu an Türkiye’de oynayan Simao da bu Akademi’den çıkmadı, Quaresma da buranın son dönemini görebildi. Burası artık Sporting Lizbon’un DNA’sıdir. Sporting Lizbon’a vücut veren, buraya hayat veren şey Akademi’dir.”

“HEDEFİMİZ DÜNYANIN EN İYİSİ OLMAK”

-Peki nasıl bir işleyişi var?
“Öncelikle akademinin hedefi A takıma oyuncu yetiştirmektir. Akademi’nin başarısının temel unsuru da şudur; burada 13-14 yaşındaki birine bile görevini sorduğunuzda herkes görevini biliyordur. O görevin yetkilerini ve sınırlarını tam anlamıyla özümsemiştir. Burada kimse birden fazla iş yapmaz. Herkes sorumluluğu doğrultusunda işini maksimum yapar. Başarıyı getiren de budur. Bizim burada amacımız, Sporting Lizbon A takımına oyuncu yetiştirirken, sadece iyi futbolcular yetiştirmeye çalışmıyoruz. Saha içinde ve saha dışında herkese örnek olabilecek sporcular yetiştiriyoruz. Zaten bunun bilincini de oyuncumuza veriyoruz. En önemli şey misyon, vizyon ve değerlerimizdir. Misyonumuz zaten belli, herkes yapması gerekenleri biliyor. Vizyonumuz ise dünya genelinde en iyi alt yapı eğitimi veren kulüp olmaktır. Şu an dünyanın en iyilerinden biriyiz ama bu konuda tartışmasız dünyanın en iyisi olmayı hedefliyoruz. Bizim sahip olduğumuz değerler var, bu değerleri oyuncularımıza aşılıyoruz ve onlar da bu değerlerle yetişiyor.”

-Akademi’nin girişinde ISO 9001 belgesi dikkat çekiciydi…
“Akademimizi sertifikalandırmak istedik ve 2009 yılında ISO 9001’e başvurduk ve 2010 yılında bu sertifikayı aldık. Neden böyle bir şeye gereksinim duyduk biliyor musunuz? Çünkü diğer liglere baktığınız zaman İngiltere, Almanya, Fransa ya da Belçika liglerinde federasyonların bazı talimatnameleri var. Onlar zaten alt yapılarını, akademilerini bu talimatnamelere göre oluşturmak zorundalar. Bu sertifikanın normlarına onları sokan kendi federasyonları. Ama Portekiz Futbol Federasyonu’nda böyle bir talimatname geçmişte ve günümüzde bulunmadığı için biz böyle bir gereksinime ihtiyaç duyduk. Biz bu yaptıklarımızı, kalitemizi nasıl sertifikalatabiliriz diye düşündük ve ISO 9001’e başvuru yaptık. Portekiz’de ISO 9001 belgesine sahip tek kulübüz.”

NEDEN SPORTING AKADEMİ?

-Alt yapınız zaten çok büyük yıldızlar çıkarıyordu. Futre, Figo, Simao ve Cristiano Ronaldo gibi. Akedemi’ye geçme ihtiyacını neden hissettiniz?
“Çünkü dünya değişiyor. Dünya çok hızlı bir değişim içinde. Daha önce de evet buradan çok büyük yıldızlar çıktı ama dünya futbolu değişiyor. Eski stadımızın olduğu yerde sadece iki tane futbol sahamız vardı. Lizbon dışından gelen oyuncularımızı ağırlayabileceğimiz çok iyi yerlerimiz yoktu. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda futbolcularımızın rahat etmesi ve daha iyi imkanlarda yetişmesi için 2002 yılında Sporting Akademi’yi açtık. Sırf bu Akademi ve tesisler olduğu için tabii ki başarı gelmiyor. Bizim kulübümüzün köklü geçmişi ve sahip olduğumuz değerlerle bunlar birleşince kalıcı başarı ortaya çıkıyor.”

-Sporting Akademi’nin farkı nedir?
“Oyuncuları buluyoruz, onları iyi birer sporcu olarak yetiştiriyoruz ve sosyal hayat açısından da eğitiyoruz. Aynı zamanda onlara sağlık hizmeti de sağlıyoruz. Sporting’in okulu yalnızca burada değil, Portekiz’in çok sayıda yerinde mevcut. Bizim için en önemli şey oyuncuları seçmek. Yetenekli futbolcuları çok küçük yaşta bulmak çok önemli. Çünkü belli bir yaşa gelmiş çocuğa her istediğiniz değeri aşılıyamıyorsunuz. Bu nedenle futbolcu tarama ekibimiz çok önemli ve bu birimde çok değerli arkadaşlarımız çalışıyor.”

-Cristiano Ronaldo’yu kaç yaşında keşfettiniz?
“11 yaşında Madeira Adası’nda Ronaldo’yu bulduk. Ona çok küçük yaşta değerlerimizi aşıladık. O da üstün yetenekleriyle bunu birleştirdi ve bir dünya yıldızı ortaya çıktı.”

“ARTIK YAŞ SINIRI 7-8’E DÜŞTÜ”

 -Yetenekli oyuncuları nasıl buluyorsunuz?
“10 milyon nüfuslu bir ülkeyiz. tabii ki buna göre bir tarama ekibimiz var. Yoğunluğumuz Setubal ve Lizbon’da. Ama ülkenin her yerinde izleyici gruplarımız var. İzleyici gruplarımız öncelikle ön izlemeyi yapıyor. Eskiden 11-12 yaşlarında çocuklar keşfedilirken artık bu yaş sınırı 7-8’e düşmüş durumda. Portekiz genelinde kulüplerin açtığı futbol okullarının yanı sıra eski futbolcuların açtığı futbol okulları da var ve burada 7-8 yaşında çocuklar görücüye çıkıyor. Bu oyuncular 14 yaşına kadar serbest şekilde istedikleri takıma gidebilirler. Ama 14 yaşından sonra belirli amatör kontratlarla o kulübe bağlı kalıyorlar. Bu nedenle işin bir anlamda sırrı 7-8 yaşındaki yetenekli gençleri bulmak ve tüm gücümüzle bunun için çalışıyoruz.”

“RONALDO TÜM GÜCÜ BİTENE KADAR TOP OYNARDI”

-Burada verilen eğitimden biraz bahseder misiniz?
“7-8 yaşındaki çocuklara baktığımız zaman ilk olarak sahada taktik olarak ne yaptıklarına bakmıyoruz. İlk baktığımız topla neler yapabildikleri. Topla yaptıklarını gördüğümüz zaman çocuğun gelişip gelişemeyeceğini anlıyoruz ve buna göre kararımızı veriyoruz. Önemli bir süreç de bu oyuncular belirli bir yaşa geldikten sonra yaptığımız eleme. Oyuncuların hangilerinin kalıp kalmayacağına karar veriyoruz ve elememizi yapıyoruz. Oyuncuların gelişip gelişemeyeceği kararımızı verip bu elemeyi yapıyoruz. Ve oyuncuların en iyileri kalıyor. Bu kararı verirken, o anki hali değil, gelecekteki potansiyelini görerek vermek gerekir. Çünkü bir çok faktör vardır. Örneğin bir oyuncunun 3-4 sene sonra 10-15 santim boyu uzayabilir. Bir oyuncuyla ilgili 15 yaşında iyi kararlar verebildiğimiz için Sporting alt yapısından iyi oyuncular çıkıyor. Oyuncu ile ilgili kararı vermek için 18 yaş çok geçtir. Tabii fizik özelliklerinin gelişmesi için de ekstra çalışmalar yaptırıyoruz, çünkü belirli bir yaştan sonra fiziki gelişim çok zor oluyor.

SOKAK FUTBOLU VE YARATICILIK…

Bizim çocukluğumuzda evlerimizin arkasında bahçeler vardı ve tüm çocuklar burada top oynardı. Muhtemelen sizin çocukluğunuzda İstanbul’da da böyleydi. Artık sokaklarda top oynayan çocuklar göremiyorsunuz, hepsi evlerine tıkılmış bir şekilde bilgisayar oyunları ya da playstation oynuyorlar. Size bir örnek veriyim; Cristiano Ronaldo’nun Madeira Adası’nda oturduğu ev dik bir yokuştaydı ve sürekli o yokuşta top oyunuyordu. Bütün gün dışardaydı ve tüm gücü bitene kadar futbol oynuyordu. Bugün dünya gelişmişlik açısından daha fazla ilerliyor ama çocuklar artık daha fazla okuyor, tabii ki bu iyi bir şey ama futbol tarafından bakılırsa sokaklarda daha az vakit geçiriyorlar. Eskisi gibi sokaklarda top oynayan çocuklar göremiyorsunuz. Ve kendi özgür düşünceleriyle futbollarını geliştiremiyorlar. Çocuklar çok küçük yaşta futbol okullarına geliyor ve yalnızca hocalarının söylediği yere pas atıyor, söylediği hareketleri yapıyorlar. Kafalarına sürekli belirli bir sistem yükleniyor. Tabii bunun yararlı yanları var ancak diğer yandan da yaratıcı futbolu engelliyor.

Bizim başarılı olmamızın bir sırrı da şu, başka futbol okullarında 7-8 yaşındaki çocuğa yapacağı her şey söyleniyor ve düşünmesine fırsat verilmiyor. Biz ise öncelikle çocuğun topla oynamasını istiyoruz ve serbest bırakıyoruz. Çünkü önemli olan onların ilk olarak topla ne yapabildiği. Onları bireysel olarak geliştirdikten sonra takım olgusunu yerleştiriyoruz. Belirli bir yaşa kadar bireysel gelişimlerini sağlıyoruz. Akademi’de hepimiz çok sabırlı olmalıyız. Okulumuza seçtiğimiz oyuncuların her yıl yarısını yollayıp, bir o kadar öğrenciyi alamayız. Eğer bunu yapıyorsak, seçimlerimizi kötü yapmışız demektir.

Hazırladığımız raporlarda her yıl elimizdeki oyuncuların kaç tanesinin A takıma çıkacağı bile yazılıdır. A takımda, alt yapıdan yalnızca yüzde 20 oranında oyuncu varsa bu bir başarısızlıktır. Ya oyuncuları kötü seçmişizdir ya da onları eğiten antrenörleri onları kötü eğitmiştir. Yüzde 20 oranı bizim için büyük başarısızlıktır.”

“8 YILDA 106 MİLYON AVRO KAR ETTİK”

 -25 kişilik bir A takım kadrosunda kaç tane alt yapıdan oyuncu başarı olur?
“Bizim amacımız, şu anda A takımda oynayan oyunculardan en az 4’te 1’inin alt yapıdan olmasıdır. Elimizdeki raporlarda bunun ayrıntılı dökümleri vardır. 2002 yılında Akademi yeni kuruldu bu nedenle ilk 3-4 yıl süper bir sonuç beklemedik. Son 8 yılda oyuncu satışından 106 milyon Avro kazandık. Bu 106 milyonluk karın 80 milyonu alt yapıdan yetiştirdiğimiz oyunculardan geldi. Bu demek oluyorki Sporting neredeyse yalnızca kendi alt yapısından yetiştirdiği oyuncuları satıyor.”

-Bu 106 milyonluk satış kaç oyuncudan elde edildi?
“Moutinho’yu geçen sene Porto’ya 11 milyon Avro’ya sattık. Veleso’yu 9 milyon Avro’ya Genova’ya, Nani’yi 25,5 milyon Avro’ya Manchester United’a. Bu oyuncular tamamen burada doğmuş ve yetişmiş oyuncular. Bu üç oyuncu son dönemde en yüksek kar elde ettiğimiz isimlerdi. Quaresma’yı da 7 milyon Avro’ya Barcelona’ya satmıştık.”

-Ronalda, Quaresma ve Simao Akademi’de futbol oynadı mıı?
“Ronaldo burada iki sene futbol oynadı. Birinci sene B takım, ikinci sene A takımda oynadı, daha sonra Manchester United’a trannsfer oldu. Quaresma da burada A takımda oynadı. Ama Simao Akademi kurulmadan transfer oldu.”

“YURT DIŞINDA FRANCHISING SİSTEMİYLE OKUL AÇIYORUZ”

-Bildiğim kadarıyla Sporting’in futbol okulları yalnızca Portekizle sınırlı değil…
“Evet yurt dışında franchising sistemiyle çalışıyoruz. Bazı kriterlerimiz var, bu kriterlere uyan kişi ve kurumlara isim hakkımızı kullanma izni veriyoruz. Biz onlara gerekli ekipmanı sağlıyoruz, misyon ve vizyonumuz yine aynı doğrultuda oluyor. Diğer şehirlerden ve ülkelerden 7-8 yaşında bir çocuğu ailesinin yanından koparıp Lizbon’a getirmek haksızlık olur, bu nedenle ülke içinde ve ülke dışında bu sistemi uyguluyoruz. Sporting Lizbon’un markasıyla o okul açıldığı için yine tüm değerlerimize bağlı kalarak oyuncuları yetiştiriyor. Ve belirli bir yaşa geldikten sonra da Lizbon’a o oyuncuları getiriyoruz.”

-Türkiye’de futbol okulu açmayı düşünüyor musunuz? Bildiğim kadarıyla Kanada’da da futbol okulunuz var. Türkiye’de futbol açısından çok daha büyük bir potansiyel olduğu kesin.
“Bununla ilgili bir ortak olursa ve proje olursa neden olmasın.”

“FİZİK GÜCÜNÜ BELİRLİ BİR YAŞTAN SONRA GELİŞTİRMEK ZOR”

 -Türkiye’de gerçekten çok yetenekli oyuncular var ancak alt yapılarda belirli bir aşamadan sonra iyi eğitim almadıkları için, beklenen düzeye gelemiyorlar…
“Sportif Direktörümüz Sayın Couceiro’yu da uzun yıllardır tanıyorum, o da Türkiye’de inanılmaz bir potansiyel olduğunu ve bundan yararlanılmadığnıı söylüyor. Biz de Sporting Lizbon olarak bu potansiyelin farkındayız ve uygun şartlar oluşması durumunda, Türkiye’de futbol okulu açmak isteriz. Tabii bunun için yatırımcılar gerekiyor. Bunun yanı sıra size bir örnek de vermek istiyorum; bazı takımlar futbol okulları ile ilgili bizden danışmanlık hizmeti istediler. Biz de oraya masöründen, antrenörüne kadar her türlü yetişmiş görevlimizi yolladık. Orada bir süre incelemelerde bulunduk ve daha sonra orada yapmaları gerekenleri anlattık. Onlarla 3 yıllık bir kontrat yaptık. Yani gidip direk futbol okulu açmasak da bu tür danışmanlık hizmetleri de verebiliyoruz.”

-Bu soruları sormamdaki amaçlardan biri de şu; Arda Turan Türkiye’nin en yetenekli oyuncusu olarak gösteriliyor ancak hala kendisini fizik olarak geliştirmesi gerektiği söyleniyor.
“Fizik çok daha genç yaşlarda geliştirilir. Gelişimle ilgili en can alıcı noktaları bir alt yapı hocası atlarsa iş işten geçmiş olur. Belirli bir yaşa gelmiş oyuncu fizik gücünü ne kadar çalışsa da ancak belirli bir düzeye taşıyabilir. Alt yapı yönetimi ve eğitimi çok önemli konulardır. Cristian Zanetti’ye bakın, 37 yaşında ve fizik gücüne dayalı İtalya Ligi’nde hala üst düzey futbol oynayabiliyor. Tabi bunda futbolcunun özel yaşantısı, kendine dikkat etmesi ve işine saygı göstermesinin de büyük rolü var.”

“BU İŞİN SIRRI SABIRDIR”

-Arda Turan’ı tanıyor musunuz?
“Adını duydum, biraz biliyorum. Galatasaray’ın iyi bir alt yapısı olduğunu duymuştum, onlarda sistem nasıl işliyor?”

-Aslında çok iyi bir alt yapısı var ve birbirinden değerli oyuncular yetişti. Ancak son yıllarda oyuncu yetiştirme konusunda büyük sıkıntı yaşanıyor. Ali Yavaş isimli değerli bir hoca vardı ve o hoca ayrıldıktan sonra iyi oyuncu çok nadir çıkar oldu. Ayrıca büyük yıldız olacak denen isimler, belirli bir yaştan sonra beklenen gelişimi gösteremiyor.
“Bu çok yanlış. Biz de bir kişiye dayalı bir düzen yoktur. Burada herkesin yeri hemen doldurulur.”

-Peki sizin tavsiyeniz nedir?
“Türkler kısa dönemli başarıya bakıyorsa bu çok yanlış. Bu işin sırrı sabırdır. Eğer bu çocuklar gençken başarılı oluyorsa, yaşı ilerleyince de başarılı olmaması için hiçbir engel yoktur. Çocukları yetiştirmek gibi onların eğitimi de çok önemlidir. Belki eğitim konusunda bir sıkıntı olabilir.”

You may also like

0 comments

By